Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Tanrı zar atmaz. - A. Einstein

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Amethystia Augustine
Hufflepuff 5. Sınıf
 Hufflepuff 5. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : Ararım dırınırınım ararım seni her yeerde, sorağrım ıssız ge ce lerde sevdiğim neerde?
Kan durumu : Safkanımsı.
Mesaj Sayısı : 51
Kayıt tarihi : 21/03/10
Yaş : 22

MesajKonu: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   Cuma Mayıs 21, 2010 10:07 pm

Akşam üzeri, yemekten önce. «
I. Tekil Kişi (Karakter anlatıcının bakış açısı.) «
Amethystia, Quite, Renesmee, Ivan. «
~#~

Şatonun kalın duvarlarının dışına ilk adımımı attığımda duyduğum rahatlık inanılmazdı. Sıcak bir yaz günü etrafta dolaşırken sıcaklığın dayanılmaz olduğunu düşünür, bir muggle alışveriş merkezine girersiniz. Otomatik kapılar açılıp içeri girdiğinizde sizi, klimadan gelen soğuk hava karşılar. Fiziksel olarak rahatladığınızı, nefes olmanın kolaylaştığını ve siz sıcaktayken göğsünüze oturmuş nefes almanızı engelleyen filin artık kalktığını hissedersiniz hani. Eh, ben o hissi, ne zaman açık alana çıksam yaşardım. İşte bu çıkışım da bir istisna değildi. Artık daha bol gelen oksijeni içime çektim mutlulukla. Yaptığımın çok saçma olduğunu biliyordum, içerisiyle dışarısı arasındaki oksijen oranı ne kadar farklı olabilirdi ki? Binde üç, binde beş? Ama bana, soluyabileceğim hiç hava yokmuş gibi gelirdi duvarların içinde. Mantıklı olmadığını biliyordum ama engelleyecek bir şey de yapamıyordum bunu. Eh, taş duvarlar hapsolmuşluk hissini arttırsa da büyük salon o kadar da korkunç değildi aslında. Sanırım yedi yaşında falanken annemlerin süpürge dolabında kapalı kaldığım birkaç saat kadar değildi en azından.

Normalde, son birkaç haftadır olduğu kadar kötü değildi küçük sorunum. Birkaç yıl önce, dersin bitmesini iple çekip korkudan kocaman açılmış gök mavisi gözlerle koşarak çıkmazdım şatodan. Uçmak, her zaman klostrofobimin etkilerini azaltırdı. Aslında ikisi arasındaki ilişkiyi tam bilmiyordum. Uçmaya çok alıştığım için mi kapalı alanlarda kalamıyordum yoksa kapalı alanlarda hiç kalamamıştım da bunu rahatlatan uçuyor olmam mıydı? Artık uçamadığım düşünülünce, hangisi olduğu önemli değildi aslında. Önemli olan tek şey vardı ki, dersler bittikten sonra akşam yemeğine kadar sahip olduğum birkaç saati, nefes alabileceğim bir yerde geçirecektim. Bahçenin kuytu ucunda kalan bir ağaca yönelttim adımlarımı. Okul çantamı –onu yatakhaneye bırakacak gücü kendimde bulamamıştım- çıkartıp ağacın sağlam gövdesinde yaslandım. Bulunduğum yerden şato o kadar korkutucu görünmüyordu ancak oraya gitmeye hazır hissetmiyordum kendimi. Gözlerimi kapatıp rüzgarın etkisiyle dalgalanan koyu kızıl saçlarımın yanaklarımı yalamasına izin verdim.


En son Amethystia Augustine tarafından Cuma Haz. 18, 2010 11:32 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Quite Clémente
Ravenclaw 3. Sınıf
Ravenclaw 3. Sınıf
avatar

Erkek Rp Partneri : Sağ eli ile ilişki içerisinde
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 215
Kayıt tarihi : 20/04/10
Lakap : Kira - L (Ryuzakii) Animeciler bilir... Ayrıca birde N (near)

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   C.tesi Mayıs 22, 2010 9:43 am

Sıkıntıdan patlamak diye bir deyim vardı hani , sanırım gerçekleştiriliyor ve üstümde deneniyordu. Enerji az , çok birikmeye başlamıştı içimde , belkide patlayan oydu. Beynim dışarı çıkmam gerektiğine dair alarmlar öttürüyordu , ne güzel birşey... Aslında bu alarmlardan rahatsız değildim , dışarı çıkmak iyi gelebilirdi ancak dışarda olmak kötü olabilecek sonuçtu. Son günlerde kendimi yatakhaneden dışarı atmıyordum. Dışarıda şimdi neler oluyor gerçekten merak etmem gerekiyor muydu? Hayır ancak birden oksijenimi değiştirmek ne zihnime ne de bana iyi gelirdi. Çelişkili düşüncelerin birbirini yemesini beklemektense ben dışarı çıkmayı tercih etmiştim. Uzandığım ve dışarı çıkmayıp onun üstünde boş hayaller kurduğum yatağımdan kalktım. Bahçeye inmek uzun geliyordu bana , sahra çölünü geçmek gibi. Hiçbir derse girmemiş sorumsuz bir öğrenci diye adlandırılmıştım insanların kafasında ama bu yanlıştı , derse girmeyen ben değildim , onaylamayan ruhumdu. Bilmiyorum belkide derslerin bana iyi geleceğini düşünmüyordum , 3 senedir aynı şeyler , insan bıkıyor. Kendimi dışarı atabilmem epey uzun sürmüştü yada bana öyle geldi kim bilir? Saniyeler , dakikaları yiyip bitiriyordu belkide şu güzel yerde akşam üzeri biraz hava alıp dolaşsam pek kötü olmazdı , belkide sonra günlerdir tatmadığım yemeklerden yerdim.

Güneş yavaş yavaş batıyordu ve hafiften bir rüzgâr göstermişti kendini , işte en güzel hava. Bahçeye çıktığımda böyle bir anla karşılaşmak insanı mutlu ediyordu doğrusu. Derslere girmememe rağmen etrafımdaki insanlar bana hiç kötü davranmıyordu , derslere girmeyen ezik muamelesi yoktu gözlerde , kimseyle problemim olmadığı içindi belkide , çevrem tarafından sevildiğimi biliyordum vede tanındığım , belkide ablam sayesinde , hayata tutunmamda onun sayesindeydi , yaşamamda ve daha birçok şeyde onun sayesinde... Birkaç saniyeliğine derimi okşuyan hafif rüzgârla kalmıştım ancak hep aynı yerde durmak bana sıkıntı veriyordu. Ellerimi cebime atıp , yeleğimin şapkasını kafama geçirdim , rüzgâr ne kadar güzel olsada üşüyordum. Başım önde yürürken bahçedeki çocuk sesleri kesilmişti , zihnim bu anı boş bırakmamış kafamda müzikler çalıyordu. Müzik ruhun gıdasıdır derlerdi , doğru insana iyi gelen birşey ancak bana öyle mi bilmiyorum baksanıza normal gıdalardanda uzak kaldım.


Biraz daha ilerlediğimde bahçenin kuytu bir köşesine gelmiştim , gerçek sesler ve kafamdaki sesler yok , ne rahat... Hiçbir şey bilmeden ilerlediğim için kendime kızsamda bir yandan seviniyordum , sesler yok ve rahat bir oksijen sahası. Yavaş adımlarla sessizce ilerlerken karşıma bir kız çıkmıştı , beni farketmemişti , ağaca yaslanmış öyle oturuyordu , ölü gibi. İnsanlarla konuşma isteğim odada kaldığım süreçlerde birikmişti ancak bir kızla konuşmaktan biraz korkuyordum doğrusu , utangaçlık kötü birşeydi. Her ne kadar başımdan sevgililer geçsede insan sevgilisiyle rahat bir şekilde konuşuyordu ancak hiç tanımadığı birine selam vermek? Biraz zordu benim için. Konuşma isteğime yenik düşüp kısık bir sesle , "Merhaba" Tanımadığım birine selam vererek yenmiştim sanırım utancımı , ne güzel. Kızın ağaca yaslanmayan tarafına oturdum. Tekrar bir soru sormaya gâyret ediyordum , sanırım gerçekten konuşmaya ihtiyacım vardı. Aynı kısık sesi sürdürerek "Dersler bitmiş ve herkes dağılmışken bu gibi yerler bir kız için tehlikeli değil mi? Anlaşılan korkmuyorsun. Peki ben bir sapık olsaydım ne yapardın?" Sözlerimi bitirdikten sonra sessizce soruma bir yanıt beklemeye başladım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Renesmee Da Silvera
Hufflepuff 3. Sınıf
 Hufflepuff 3. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : İSTEMİYORUM!!!!
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1098
Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 21
Lakap : Nessie

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   C.tesi Mayıs 22, 2010 12:03 pm

Yalnızlıktan bıkmıştım. Adeta beni yeyip bitiriyordu. Kalbimi büyük bir kafese sokmuşlar gibi hissediyordum. Yalnızlığın ne demek olduğunu benden iyi kimse bilemezdi. Buna emindim. İnsanların mutlu olmasını kıskanmaya başlamıştım. Düşünün artık bir Hufflepuff olmama rağmen bunları düşünüyorsam... Yalnızlık öyle bir duygu ki insana her kötü anısını hatırlatabiliyor. Yalnızlık nefes almamı zorlaştırıyor. Yalnızlık yaşamamı engelliyor. Yalnızlık insanı mahvediyor.

Yalnızlıktan kurtulmanın vakti gelmişti sanırım. Artık kabuğumu yırtmam gerekiyordu. O yüzden uzandığım gri renk örtülerle kaplı olan yatağımdan kalktım. Üstümde her zamanki gibi dar paça bir kot pantolon ve beyaz bir bluz vardı. Saçlarımı açık bırakmıştım bu gün. Hayatımda değişiklik yapmak istiyordum. Saçlarım kahverengiydi ve omzumun altına kadar uzanıyordu. Dümdüz saçlarım rüzgarın tenimi okşamasıyla uçuşuyordu. Ağır ağır koridorlarda yürüyordum. Ayaklarıma bakarak yürüdüğüm için insanların sadece ayakkabılarını görebiliyordum. Kimisi koşar adım giderken kimisi benim gibi ağır ağır yürüyordu.

Hiç farkına varmadan bahçeye yetişmiştim. İlk önce kafamı kaldırıp etrafa bakındım. Ağaçlarda hafifçe sallanıyordu rüzgardan. Sonra derin bir nefes aldım. Karşıdaki ağacın yanında iki kişi oturuyordu. Biri erkek biri kız. Erkek olanın kapüşonu kafasında olduğu için çıkaramadım ama kızı tanıyordum. Amethystia bu kız benimle aynı binadaydı ve sürekli ismin duyuyordum. Derslerde çok başarılıydı. Yavaşça o yönde yürümeye başladım. Birileriyle konuşmaya ihtiyacım vardı. Belkide onları bulmuştum belkide benimle arkadaş olurlardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ikidunyarpg.yetkinforum.com/
Amethystia Augustine
Hufflepuff 5. Sınıf
 Hufflepuff 5. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : Ararım dırınırınım ararım seni her yeerde, sorağrım ıssız ge ce lerde sevdiğim neerde?
Kan durumu : Safkanımsı.
Mesaj Sayısı : 51
Kayıt tarihi : 21/03/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   C.tesi Mayıs 22, 2010 12:50 pm

Rüzgarın esişi, hala uçtuğum zamanları hatırlatıyordu bana. Saatte yetmiş kilometre hızla yerden üç yüz metre yüksekte uçunca rüzgar daha sert olurdu aslında. Daha çok ısınmak için turluyormuşum gibiydi şimdiki rüzgar ancak bunu bile çok özlemiştim. “Merhaba.” Düşüncelerim, aniden çıkan bir rüzgarın dağıttığı bulutlar gibi dağılırken gök mavisi gözlerim, sesin etkisiyle açıldı aniden. Saçlarımın epeyce dağılmış olduğunu görüşümü kapatan birkaç kızıl telden anladım gözlerimi tekrar yumarken. Dağılmış düz, kızıl telleri kulağımın arkasına sıkıştırdıktan sonra, başımı sesin geldiği yere çevirdim ve pek tanıdık gelmeyen, yüzünün bir kısmını da zaten yeleğinin kapüşonunun gölgelediği bir çocukla karşılaştım. Aşağı yukarı benim yaşımda olmalıydı, bir yaş küçük ya da belki bir yaş büyük. Beşinci sınıfların dışarıda dolaşabileceğine pek ihtimal vermiyordum, neredeyse hepsi SBD’lerine çalışıyor olmalıydılar. Demek ki ya benim dönemimdendi ya da benden küçüktü. “Dersler bitmiş ve herkes dağılmışken bu gibi yerler bir kız için tehlikeli değil mi? Anlaşılan korkmuyorsun. Peki ben bir sapık olsaydım ne yapardın?”

Bu soruya gülümsedim. Eğer çocuk bir sapık olsaydı –ki kapüşon da kuşkulandırmıyor değildi insanı- yapabileceğim pek bir şey olmazdı. Sonuçta hazırlıksız yakalanmıştım, değil mi? Yanımda oturuyordu ancak bunu fark etmemiştim bile. Bir sapık bu kadar yaklaşmışken pek şansım olmazdı sanırım. Yine de, pek kuvvetli bir olasılık gibi gelmiyordu bana bu. Yani, güneş daha batmamışken yasak ormanda falan değil de okulun bahçesinde dolaşacak bir sapık, ha? “Okulun bahçesindeyiz, Knockturn Yolu’nda değil.” dedim sırıtarak. Sorunun kendisi de özünde biraz sapıklık barındırıyormuş gibi gelse de, çocuğun yüzü bir sapığa göre fazla masumdu hem. Bu pek kesin bir delil sayılmazdı ama ilk cümleyi kaynağını bilmediğim bir özgüven ve ciddiyetle, son cümledeyse bir bakıma kendimle alay edip kıkırdayarak ekledim: “Ve sen de sapık değilsin. Ayrıca inan bana, cevabı bilmek istemezsin.” Pekala, gerçekten acil bir durumda asama uzanmayı başarırdım belki ama pek bir şey yapmazdım. En fazla bir sersemletme falan. Gerçek bir sapık da benimle muhabbet kurmaya çalışmazdı ama herhalde. Suçluluğu kanıtlanana kadar herkes masumdu hem, çocuğun sapık olduğunu varsayamazdım.

“Ben Amethystia ve eğer konuyu değiştirirsek gerçekten mutlu olacağım.” diye tanıttım kendimi. Bunu her zamanki dostça tavrım sayesinde mi yoksa bir çeşit önlem olarak mı yaptığımı merak ettim hemen ardından. Bir yerlerden, çoğu suçlunun kişiselleştirdiği insanlara saldıramadığını duyduğumu hatırlıyordum çünkü. Eh, yine de muhtemelen ilkiydi. Gözlerimi bahçede dolaştırdım kısa süreli sessizlik boyunca. Bize doğru gelen bir cadıyı görünce hafifçe gülümsedim. Bu kızı tanıyordum, eh, adını biliyordum en azından. Benden bir sınıf küçük olduğu için konuşma şansı yakalayamamıştık. En az benimki kadar garip bir adı vardı esmer cadının: Renesmee. Kızla göz teması kurduktan sonra, davet olarak yorumlamasını umduğum bir şekilde el salladım ona. Tesadüflere inanmazdım, burada olmamızın henüz bilmediğimiz bir sebebi olmalıydı. Eh, Renesmee’yi daha yakından tanımalıydım belki. Ve, yanımda oturan, adını henüz bilmediğim çocuğu da. Çok alakasız bir konuda da olsa –Kuantum fiziği. Ne olduğuna dair bir fikrim yoktu ancak bir komşumuzun muggle üniversitesinde fizik okuyan kofti oğlu ne olduğunu bilmeyi istemeyeceğimi söylemişti.- Einstein’ın söylediği gibi, Tanrı zar atmazdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Renesmee Da Silvera
Hufflepuff 3. Sınıf
 Hufflepuff 3. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : İSTEMİYORUM!!!!
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1098
Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 21
Lakap : Nessie

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   Paz Mayıs 30, 2010 12:41 pm

Bahçenin diğer ucuna doğru yürümekte zorlanıyordum. Çünkü hem yalnızlık beni çökertmişti hem de rüzgar bana ters esiyordu. Rüzgarın bana ters esmesine şaşırmamıştım. Çünkü bana her şey tersinden işliyordu. Yürümeye çalışırken Amethystia bana el salladı ve yanına gelmemi işaret etti. Yanındaki çocuk kafasını bana çevirdi ama hala kim olduğunu çıkaramıyordum. Yavaşça onlara doğru yöneldim ve bulundukları gür yapraklı ağacın yanına gittim. Amethystia bana gülümsedi. Kırmızı dolgun dudakları çok güzel gözüküyordu helede mavi gözleriyle birleşince... Açıkçası onun yerinde olmak isterdim çünkü herkesin peşinde koştuğunu biliyordum. Bana olan hafif gülümsemesini bozmadan
"Selam Nessie nasılsın?" dedi. Bana lakabımla hitap etmesi hoşuma gitmişti. Bende ona gülümsedim. Yanında ki çocuk bana bakmıyordu ve hala kim olduğunu çıkaramıyordum.
"İyiyim teşekkür ederim Amethystia. Ya sen nasılsın?" dedim ve gözlerimi kapüşonlu çocuğa diktim. Kim olduğunu çok merak etmeye başlamıştım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ikidunyarpg.yetkinforum.com/
Amethystia Augustine
Hufflepuff 5. Sınıf
 Hufflepuff 5. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : Ararım dırınırınım ararım seni her yeerde, sorağrım ıssız ge ce lerde sevdiğim neerde?
Kan durumu : Safkanımsı.
Mesaj Sayısı : 51
Kayıt tarihi : 21/03/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   C.tesi Haz. 05, 2010 7:55 pm

“Selam Nessie, nasılsın?” Aniden yön değiştirmiş rüzgara karşı yürüyen esmer cadıya gülümsedim. Tam adının kullanılmasından hoşlanmadığını biliyordum, bu açıdan, benim tam tersimdi. Amethystia, ilginç bir isim olabilirdi ancak içinden bir lakap çekmek mümkün değildi pek. En azından benim sevdiğim bir tane yoktu. ‘Meth’ ve ‘Tia’ gibi birkaç zayıf deneme olmuştu tabii ama ikisini de sevmiyordum. İlki, ‘crystal meth’i çağrıştırıyordu ki bu, bir uyuşturucu çeşidiydi. Öbürüyse, Latin dillerinin neredeyse hepsinde ‘teyze’ demekti. Nessie’nin de ilginç çağrışımları vardı gerçi ama (Loch Ness Canavarı) binadaşım olan bu tatlı cadıyla herhangi bir canavar arasında benzerlik kurabilmek, imkansıza yakındı. “İyiyim, teşekkür ederim Amethystia. Ya sen nasılsın?” Pekala, ilk kelime pek doğru gelmemişti aslında, biraz bunalmış görünüyordu sanki ama bundan bahsetmemek daha kibar bir davranış olacaktı muhtemelen. “İyiyim.” diye cevapladım, cadının çikolata gibi gözlerinin odaklandığı yeri bulmaya çalışarak. Gizemli çocuk. Olanların pek farkındaymış gibi görünmüyordu, bir şeyler düşünüyor olmalıydı herhalde. Fazla düşünmeden, ikisini tanıştırmam gerektiğine karar verdim.

“Nessie, bu…” Ama tanımadığım birisini tanıştıramazdım ki. Yüzüm bir an için asıldı ancak omuz silkerek devam ettim. “Eh, açıkçası, kim olduğunu ben de bilmiyorum. Ve, Bay Gizemli, bu tatlı cadı da Renesmee ancak arkadaşları ona Nessie der. Senin de böyle seslenmeni sorun edeceğini sanmıyorum.” Çocuk, bizi duymuş olmalıydı ancak ayağa kalkmaya başladı. İki cadıyla beraber oturmaktan sıkılıp sıkılmadığını merak ettim ancak çocuk, bize bahanesini söylediğinde ona inanmıştım. Aksini işaret eden bir şey olmadığı sürece insanların doğruyu söylediğine inanmayı tercih ederdim ama bu durumda, şüpheci yaklaşsaydım bile doğru söylediğini düşünürdüm. “Memnun oldum, Nessie ancak sanırım unuttuğum, yarına yetiştirmem gereken bir ödev var. Sonra görüşürüz.”Adını söylememişti ancak bunu unuttuğunu düşündüm. Çocuğun şatoya doğru yürümesini izlerken omuzlarımı silktim. Nessie’ye kapüşonlu gizemli çocuğun boşalttığı yeri işaret ettim gülümseyerek. “İlginç, değil mi? Oturmaz mısın?” Belki cadıyı sorunu hakkında konuşturmayı başarırdım. Ben de pek sorunsuz bir insan sayılmazdım ancak açık havadayken mutluydum. Ve empatinin insan ilişkilerinde önemli olduğu düşünürse, sorunsuz insanların sorunluları anlayabilmesi pek mümkün değildi. İyi bir psikolog sayılabilirdim yani. En azından, öyle olmamam için bir engel yoktu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Ivan Black
Gryffindor 1. Sınıf
Gryffindor 1. Sınıf
avatar

Erkek Rp Partneri : Renesmee Angela Drâgomir bırakma beni!!!
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 06/05/10

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   Paz Haz. 06, 2010 10:34 am

Bir gün ancak bu kadar sıkıcı olabilirdi. Tam dört saat boyunca karanlık sanatlara karşı savunma çalışırken asa kaldırmaktan kol kaslarım gelişmişti. Bir yerler de oturmalıydım. Bahçe'nin kokusunun rahatlatıcı olduğu kesindi yorgunluğumu ben yürürken bile çekiyordu. Beni öldüğümde buraya gömün Kabul etmeliyim ki bu okul her yönüyle harikaydı. Tek bir sorun vardı. Bu sorunda bendeydi. Arkadaş bulamıyor olmam. Artık bir yerden başlayıp cesaret etmem gerekiyordu. Birileri ile konuşmam. Konusabileceğim birileri bulmak için çevreme bakındım. İki kız yan yana oturmus konuşuyordu ikisini de tanıyorudum ama hiç konuşmamıştım. Yanılmıyorsam oradaki Renesmee Angela Dragomir'di hayalimde ki kız gerçekten gözümü kamaştırmıştı. Ona aşık oldugum kesindi. Ama onunla bir kez bile konuşamamıştım. Huffelpuff'da 3.sınıf öğrencisiydi. Yanındakide Amethystia Augustine olmaıydı o da Hufflepuff'da 4. sınıf öğrencisiydi. Şimdi onunla konuşmak zorundaydım. Bundan başka hiçbir zaman ona duygularımı anlatacağım kadar uygun olmayacaktı. Genellikle çevresinde arkadaşları olurdu. Hemen cesaretimi topladım. Ona duygularımı söylemem gerekiyordu. Amethystia'yı bir şekilde oyalayarak onu yanlız bırakmalıydım. Reneesmee, göz kamaştırıcıydı. Ona bakarken nedense nefes almayı unutuyordum hemen yanlarına giderek söze başladım. "Merhaba" ikiside bir anda bana bakmışlardı. Aynı anda cevap verdi "Merhaba" Onları fazla bekletmeden konuşmama devam ettim. "Burası çok büyük bir okul ben bu okula yeni geldim. Acaba beraber okulu biraz gezebilir miyiz?" yarı gülümser bir şekilde cevap bekliyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Renesmee Da Silvera
Hufflepuff 3. Sınıf
 Hufflepuff 3. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : İSTEMİYORUM!!!!
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1098
Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 21
Lakap : Nessie

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   Paz Haz. 06, 2010 9:13 pm

Amethystia'nın bu nazik teklifini reddetmedim ve yavaşça yanına çöktüm. Rüzgardan saçlarım uçuşuyordu. Sohbet etmeye başladık. Sohbeti çok tatlı bir insandı. Onunla sohbet etmek hoşuma gitmişti açıkçası. Yalnızlığımı bastıracak kadar olmasa da... Gülümsüyordum ama gülümsemem gerçek değildi. Sahte bir gülümsemeydi. Ve tahminimce gerçek bir gülümseme için henüz vakit çoktu. Biz sohbet etmeye devam ederken. Arkadan bir ayak sesi duydum. Çıtırtı gelmişti. Yakışıklı birine benziyordu. Tanrım ben ne diyordum böyle? Çocuk büyük ihtimalle birinci sınıftı çünkü onu ilk defa görüyordum.
"Merhaba" dedi. Amethystia ile aynı anda
"Merhaba" dedik. Bu biraz komik olmuştu. İkimizde çocuğun ne diyeceğinimerakla beklediğimiz için ona bakakaldık. Sonunda çocuk lafına devam etti.
"Burası çok büyük bir okul ben bu okula yeni geldim. Acaba beraber okulu biraz gezebilir miyiz?" dedi. Amethystia'ya baktım onun cevabını bekliyordum...
"Aslında ben çok yorgunum sen gezdirebilir misin?" dedi.
"Tabi" dedim ve ayağa kalktım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ikidunyarpg.yetkinforum.com/
Felix Ivan Black
Gryffindor 1. Sınıf
Gryffindor 1. Sınıf
avatar

Erkek Rp Partneri : Renesmee Angela Drâgomir bırakma beni!!!
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 27
Kayıt tarihi : 06/05/10

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   Cuma Haz. 18, 2010 6:06 pm

Benimle gelicekti inanamıyordum. O okulun en güzel kızı olmalıydı ve benimle beraber gezintiye mi çıkmıcaktı? Galiba rüya görüyordum. Kafamı hafifçe salladım. Bu bir rüya olamazdı. Renesmee, benimle geliyordu. Yanımda yürüyordu. Amethystia, bir süre sora gözden kaybolmuştu. İlk konuşan ben oldum.
-Bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim. Çok iyi bir insansın.
Hala olanlara inanamıyordum. Renesmee'nin gözünün içine bakmaya devam ederken cevap vermişti.
-Önemli değil her zaman.
Onunla yakınlaşmadan edemiyordum onunla fiziksel temas kurmam gerekiyordu napabilirdim?
-Koluma girsen olur mu? Kaybolmaktan gerçekten korkuyorum da.
Saçmalıyor olmalıydım Renesmee koluma girmezdi bile. Korku dolu bakışlarla Renesmee'nin cevabını bekliyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Renesmee Da Silvera
Hufflepuff 3. Sınıf
 Hufflepuff 3. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : İSTEMİYORUM!!!!
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1098
Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 21
Lakap : Nessie

MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   Cuma Haz. 25, 2010 6:12 pm

rp yi siler misiniz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ikidunyarpg.yetkinforum.com/
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Tanrı zar atmaz. - A. Einstein   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Tanrı zar atmaz. - A. Einstein
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Akademisi :: Arazi :: Bahçe-
Buraya geçin: