Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Alyssa Jade Poe

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Charlotte D'Andro
Dükkan Sahibi & Kara Giyen
Dükkan Sahibi & Kara Giyen
avatar

Kadın Rp Partneri : -
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 281
Kayıt tarihi : 29/05/10
Lakap : Yok.

MesajKonu: Alyssa Jade Poe   C.tesi Mayıs 29, 2010 6:08 pm

Hava bulutluydu. Arada Güneş kendini gösteriyor fakat bulutlar buna izin vermiyordu. Hava hiçte sakin görünmüyordu. Her an yağacakmış gibi bir his vardı içimde. Ne yazık ki çabuk dağıldı. Karşıdan bana koşarak gelen Grace’di. Üstünde mavi bir T-shirt ve altında sarı bir etek vardı. Ayakkabılarının üstündeki o büyük taşlar göz kamaştırıyordu. Rekabet içinde olmayı seven Grace yine yapacağını yapmış ve benim beğendiğim o mavi taşlı, sarı boncuklu, beyaz renkli bileziği almıştı. Sanki benimle bir tür giyim yarışına girmişti. Ama artık bu beni ilgilendirmiyordu. Çünkü mezun oluyorduk ve aynı okula gitmeyi düşünmüyorduk. Tabi hayat ne gösterir o da bilinmez…

-Hey Gwen, senin ne işin var burada?, dedi.

-Hatırlatırım Grace, bu akşamki parti benim evimde olacak. Bu yüzden alışveriş yapmalıyım. Peki sen ne arıyorsun burada?

-Bende hatırlatırım ki Gwen, bu akşamki partiye beni de davet etmiştin. Kendime yeni giysi almama izin var değil mi? Yoksa maskeli parti gibi bir şey yapıp kostüm mü dağıtacaksın?

Bu söylediklerini öyle bir tonla söylemişti ki içimden onun suratına tükürensim gelmişti. Ama böyle davranmak çocukça bir şeydi ve karşımdaki suratına tükürülmeyi bile hak etmiyordu. Elimdeki kısa, pembe ve morun cazibeli karışımıyla ortaya çıkmış taşlarla süslenmiş olan elbiseyi elimde sallayarak Grace’in yanından geçip gittim. Kız kısa süreli şok geçirmiş olmalı ki 5 dakika boyunca sadece tek bir noktaya bakarak öylece dikildi. Neden sonra bana dönerek:

-Hey Gwen, şu geçen akşam ki olay hakkında ne düşünüyorsun ?, dedi.

-Tam olarak neyden bahsettiğini bilseydim belki bir düşünce söyleyebilirdim fakat geçen akşam ne yediğimi bile hatırlamıyorum.

-Hım! O zaman ben hatırlatayım. Hani şu son sınıf öğrencilerinden oluşan erkek grubu var ya işte onların içindeki o kumral saçlı, mavi gözlü, bebek suratlı çocuk var ya işte o bana çıkma teklifi etti. Yoksa bilmiyor muydun? Aslında ben seni bana teklif edilirken dudağını büzüştürmüş bir şekilde karşımda dikilirken görmüştüm. Ama sen o anki şokla sanırım bu bölümü beyninden silmiş olmalısın. Unutma ki bu akşam ki partiye bir partnerle geleceğim. Söz konusu erkekler olunca benden iyisi yok ha, öyle değil mi?

İnanmıyorum. Bunu nasıl suratıma vurabilmişti ki. Ama şaşırmamak lazım ki bu Grace. Kötü kızların en kötüsü. Bu yüzden ona:

-Ah senin adına sevindim Grace. Ama sende unutma ki eline geçen her şeyi çabuk yitiriyorsun. 2 gün öncede son sınıflardaki şu esmer çocukla çıkıyordun. Aslında ben sizi çok yakıştırıyordum ama çocuğun senden neden ayrıldığı ortada. 1 gün esmer bir gün kumral. Yani şaşılacak bir durum değil. Neyse sana iyi alışverişler. Akşama partide görüşürüz lanet olası!

Grace hiçbir şey söylemeden koşarak mağazadan çıktı. Elbisemin parasını ödedim ve eve doğru yol aldım. Zaman çok hızlı ilerliyordu. Bitmek tükenmek bilmeyen işlerle evde tek başıma boğuşuyordum. Tam bu sırada kapı çaldı. Gelenin kim olduğunu merak ediyordum. Eğer bu saatte gelmiş olurlarsa beni çok büyük bir rezillik içinde yakalayacaklardı. Ama yanılmıştım. Gelen bir görevliydi ve arabamı yanlış yere park ettiğimi söylemek için gelmişti. 10 dakika içinde arabayı olduğu yerden almazsam çok yüklü bir miktarda para cezasına çarptırılacağımı da eklemişti. Sorun şu ki 5 dakika bile kaybedecek zamanım yoktu. Tabi para cezası demek harçlığımın sıfırlanması demekti. O yüzden üstümü bile değiştirmeden mini ve üstünde kir lekeleri bulunan bir şort ve askılı ama üstünde yağ lekesi olan bir bluzla arabamı çekmeye gittim.

Aman Tanrım! Şu karşıdan geçen Heatclif değil mi? O kırcılı şortuyla ve arkası çapraz beyaz bluzuyla ne kadar da çekici görünüyordu. Hem ona bakıyor hem de yanımdaki polise laf anlatmaya çalışıyordum. Arabada benzin bitmiş olmalı ki araba çalışmıyordu işte niye anlamak istemiyordu ki… Uzatmaya hiç gerek yoktu. Çünkü Heatclif benim olduğum yöne doğru geliyordu ve ben tam bir rezillik abidesiydim. Ama elimden hiçbir şey gelmiyordu. Heatclif artık arabanın tam karşısındaydı.

-Hey, selam Catherine. Nasılsın? ,dedi.

Heatclif bunları söylerken adeta gözlerindeki parlaklığı fark edebiliyordum.İnanamıyorum. İlk defa bir erkek ikinci bir ismimi doğru telaffuz edebilmişti. Hiçbir şey söyleyemiyor öylece Heatclif’e bakıyordum. Neden sonra kendime geldim ve :

-İyiyim. Arabayı yanlış yere park etmişim ve şimdide çekmeye çalışıyorum. Fakat bir sorun var ki gerçekten bir sorun. Arabanın benzini bitmiş…

-Sorun değil. Benim arabam yan sokakta. Gidip benimkinden biraz benzin alalım ve seninkine aktaralım. Bu hiç olmazsa park işini halledebilir.

Beraber Heatclif ile birlikte arabasına gittik ve yol boyunca arada birbirimize kaçamak bakışlar atmaktan daha fazlasını yapamadık. Heatclif bana öyle bir bakıyordu ki o bakınca adeta içimde bir alevlenme hissedebiliyordum. Tüm vücudum kaskatı kesiliyor ve o an bende ona bakmaktan başka bir şey yapamayacağımı biliyordum.Arabaya vardığımızda tam karşımızda Grace dikiliyordu. Ağzı bir karış açık bir bana bir Heatclif’e bakıyordu. Bu onu bir şoka uğratmış olmalı ki biz yanına gidene kadar hiçbir şey söylemedi veya hiçbir harekette bulunamadı. Yanına vardığımızda direkt bana bakarak:

-Senin benim sevgilimin yanında ne işin var sorabilir miyim?

-Sana hesap vermek zorunda mıyız Grace?, diye içeri atıldı Heatclif. Bu çıkış beni bile öyle bir etkiledi ki Grace’in yüzündeki ifadeyi çok merak ettim. Grace’e döndüğümde yaşla dolan gözleriyle bana öyle bir bakıyordu ki birden ona acımıştım. Daha sonra hem ağlamaklı hem de sinir küpü gibi olan bir ses tonuyla bana yaklaştı ve:

-Bunu yanına bırakacağımı sanıyorsan yanılıyorsun Gwen. Ama şunu bil ki Heatclif ile yaptığımız anlaşmayı duyunca yerle bir olacağından eminim, dedi. Tam ağzımı açmıştım ki Heatclif:

-Bunu sakın yapma Grace. Sana bunu çok ağır ödetirim, dedi. Ne yaptığını anlamaya çalışırken Grace gözlerindeki akan rimeli sildi ve:

-Hah! Gwen, Heatclif’in sana gerçekten ilgi duyduğunu mu sanıyorsun. Kendini sakın aldatma. Sana şunu söylemeliyim ki Heatclif ile bir iddiaya girdik.Eğer seni bunun gibi rezil bir kılıkta (tam bu sırada arkadan sınıftaki bazı erkekler ve kızlar topluluğu çıktı) bizim karşımıza çıkarabilirse ona yeni almış olduğum laptop’umu verecektim. Bunu yapacağını hiç sanmıyordum. Beni çok şaşırttın Heatclif. Sen gerçekten En İyi Erkek Oscar Ödülü’nü almaya hak kazanabilirsin, dedi.

İşte bu benim bittiğim andı. Grace’in yanına yaklaştım ve:

-Seni sürtük, gerçekten böyle bir şey yaptığına hiç şaşırmadım. Çünkü senin gibi insanlardan başka bir şey beklenmez. Geçen akşam ki olayı herkesin içinde anlatmamı ister misin?, dedim ve Grace’in yüzündeki ifadeyi daha net anlamak için ona biraz daha yaklaştım. Evet, şimdi çok net görebiliyordum. Grace bu sefer gerçekten ağlıyordu. Ama benim onun bu yaptığı karşısında sessiz kalacağımı düşünüyorsa yanılıyordu. Bana bakan merakla gözler karşısında konuşmaya başladım:

-Geçen akşam kütüphaneden dönerken karşı kaldırımda oturan iki kişi gördüm. Biri Grace biri de John’du. Hani şu son sınıflardaki sağlık bölümünü okuyan kişi. Grace ve John oturmuş konuşuyorlardı. Konuşmalarını yakından duyabilmek için hırkamın başlığını taktım ve sinsice ağaçların arasından geçip tam arkalarında bulunan ağacın yanına çöktüm ve dediklerini dinlemeye başladım. Biliyorum bu çokta övünülmesi gereken bir şey değil. Ama söyleyeceklerim ve hatta kanıt olarak kaydetmiş olduğum dinletiyi dinlettikten sonra eminim ki sizde orda olup bu söylenenleri kendi kulağınızla duymak gerektiğini savunacaksınız. Evet Grace arkadaşlarının senin yüzüne tükürmeden önce söyleyecek son bir sözün var mı?, dedim ve Grace’in tam gözlerinin içine baktım. Grace’in gözünden süzülen yaşlar rimelini akıtmış ve onu korkunç bir hale sokmuştu. Ne yazık ki elimden gelen bir şey yoktu. Bana tüm sene boyunca eziyet etmiş, beni hep küçük düşürmüş bir insanı artık kolay kolay affedemez ve yardım edemezdim. Şimdi onun bana yaptıklarını ödetme zamanıydı. Arkamı dönüp Heatclif’e baktım. O da son derece meraklanmış bir halde bana bakıyordu. Cebimdeki ses kaydediciyi çıkardım ve Grace’in gözlerinin içine bakarak başlatma tuşuna bastım.

Dinleti

Grace:

-Hey John, dönemin başından beri senden hoşlandığımı biliyor muydun? Sırf sana yakın olabilmek için arkadaşlarınla çıktım. Tabi hiçbir zaman çıktığım kişilere karşı bir kez bile ilgi duymadım.

John:

-Grace bunu söylemen beni çok şaşırttı. Şu yakın arkadaş meselesine gelince, onların hiçbiri benim yakın arkadaşım falan değil. Ben sadece sana yakın olabilmek için onlarla arkadaşmışım gibi davranıyordum. Fakat ortada böyle bir şey yok.

Grace:

-Buna çok sevindim. Senle bir anlaşma yapalım mı canım? Yarın akşam ki partinin nerde olacağını biliyorsundur umarım.İşte bu partiye beraber gideceğiz ve ortalığı birbirine katacağız. Sen kızların aralarını, ben ise erkeklerin aralarını bozacağım. Sen kızlardan bazılarıyla çıktığını ve diğer arkadaşları hakkında kötü sözler söyleyip onlara hakaret ettiğini söyleyeceksin. Ben ise aynısını erkeklere yapacağım. Gwen’e gelince, onunda tam bir sürtük olduğunu ve okula geldiğinden beri Matematik Öğretmenine aşık olduğunu söyleyeceksin. Bu söylentiler dilden dile dolaşacak ve ortalık karışacak.

Bunlardan sonra ‘ STOP ’ tuşuna bastım ve Grace dönüp:

-Sence bu kadar yeter mi?, diye sordum. Hiçbir şey demeden koşarak oradan uzaklaştı. Şimdi bütün herkes sinir küpü haline gelen gözlerle bana bakıyordu. İlk başlarda biraz korktum ama içlerinden biri çıkıp:

-Teşekkür ederiz Gwen. Bu yaptığın bizim gözümüzü açtı ve Grace’in planlamış olduğu pislikleri ortadan kaldırdı. Ayrıca şunu söylemeliyim ki bu tarz giyinmek sana çok yakışmış. Seni daha bir tatlı göstermiş, dedi. Tam bu sırada omzumun üstüne bir elin değdiğini hissettim. Arkamı dönüp baktığımda Heatclif ile burun buruna geldim. Bana iyice yaklaşmış ve ellerimden tutmuştu. Hiçbir karşılık veremiyordum çünkü onu deli gibi seviyordum. Sanırım aptal aşık diye buna denir. Heatclif biraz daha yaklaştı ve:

-Seni bir iddia için sevmedim Catherine. Seni gerçekten çok seviyorum. Bunu dönem başından beri söylemek istiyorum ama o cesareti kendimde bulamıyordum. Sanırım zamanı gelmişti. Seni gerçekten çok seviyorum Catherine, dedi ve dudağıma hafif bir öpücük kondurdu.

-Bende seni seviyorum Heatclif, diyebildim sadece. Şimdi herkes etrafımızda toplanmış ve bütün sokağı inleten bir alkış kopartıyordu.

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Monica Schafer
Dungeon Master
Dungeon Master
avatar

Kadın Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1384
Kayıt tarihi : 19/12/09

MesajKonu: Geri: Alyssa Jade Poe   Paz Mayıs 30, 2010 6:07 pm

Betimleme:13
Anlatım ve imla: 7
Renklendirme:10
Uzunluk:20
Akıcılık:15
Hayal gücü: 16

seksen bir.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Vanilla &Waffle

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
 
Alyssa Jade Poe
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp dışı :: Karakter Onaylama-
Buraya geçin: