Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Beyaz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Russel Da Silvera
Banned


Erkek Kan durumu : -
Mesaj Sayısı : 216
Kayıt tarihi : 26/05/10

MesajKonu: Beyaz   Perş. Haz. 03, 2010 5:08 pm

Fahrenheit sıcaklık,Celcius sıcaklık.. Hiç fark etmiyor nasılsa kanımıza işliyor sıcaklık. Ormanın derinliklerinden gelen ağaç kokusu burnumu okşuyor. Nefes alışım yerdeki tozları kenarlara attırıyordu. Fare gönlüm asamdan başkasını sevmez ki sevgi gerçek olsa bile şuan bulunduğum cenabet yaşamdan ileri gitmezdi. Sihir bakanlığı denilen ahlak perilerinden birisiyim,kendimi severim ve iyiliği severdim. Gerçek olmasa bile şu sarhoş oğlu yaşamın bir kutbundan diğer kutbuna yönelip duruyoruz nasılsa. Oturduğum koltuğun yanı paslanmış,masamın kaşı çıkmış neye fayda? Gönlümü güzellikler kapatmadıkça neye fayda?
Sihir bakanı olmak pek işe yaramıyordu şu günlerde,sihir dediğin insanın çıplak beynini kapatan bir şapka gibi. Ne isterdim,ne uygulardım. Büyülerim,asalarım.. benim en yakın arkadaşım. Ayrıca en son başvuracağım arkadaşımdı. Aklımdan geçen ahlak perileri beni yanıltmıyor. Kafamı yaslamış odamda düşünürken kapımı çalıyorlardı. "Müsait misin?" bu soruyu duymayalı yıllar oldu. Her zaman çat kapı gelen sakar büyücü haberlerinden yorulmuştum. Umarım iyi bir baykuş tutmuşumdur. "Gel tabii,buyur şöyle geç" kapıdan giren pos bıyıklı aydın görünen halka gözlüklü iri yarı ve kel birisiydi. "Adın ne? Geç otur,kurabiyelerimden yemek istersen çekinme. Kahverengi olanlardan al" kurabiye bu günlerde ağzımı tatlandıran tek varlıktı. Ellerimi kapatıp masanın üzerine koydum,gözlerimi gelen adama dikmiştim. Adam boğazını temizledi ve uzun bir nefes aldı. "Merhaba bay Beyaz,buraya iş için geldim." iş için gelmemesinin mümkünatı yoktu. Beni işten başka kim rahatsız edebilirdi ki? Sözünü dakik bir şekilde kesip "Biliyorum dostum,hemen konuya gir yapacak çok işim var." işim yok.. tek işim belimi ağrıtan şu siyah yastıklı,minderli eski kara koltukta oturmaktı. Eski günlerin hatrına annemin yaptığı sıcacık içimi okşayan tatlıları anımsıyordum. Onları hayal edip bu lanet olası kurabiyeleri yemekten başka şansım yoktu. "Evet sayın Beyaz,ben Bakanlık Müsteşarı'ndan bir ileti getirmek için buraya yönlendirildim." kuşkuyla adama bakıyordum burnumu çektim. Adam kahverengi kat kat buruşmuş cüppesinin içini araladı. Koca kıllı elini cüppenin içine soktu ve siyah bir kutu çıkardı. Yan yan çiçek desenli kutunun üzeri bandajlanmış "Çok Gizli" yazıyordu kırmızı latin alfabesiyle. Adam masanın üzerine paketi bıraktı ve kafasını indirip son bir kez bakar gibi kutuya bakıyordu. Uzun bir nefes aldı "Bunu kimseye söylemeseniz yararlı olur. Çok gizli.." üzerinde yazan yazıdan anlaşılacağı gibi gerçekten esrarengiz bir o kadarda ilginç kutu sırlar taşıyor gibiydi. "Pekala,gidebilirsin. Ah! Bu arada sana benden bir ikramiye." Adam kapıdan çıkmadan ayakta arkasını döndü ve işaret parmağını uzatıp "Seni gidi seni" der gibi parmağını salladı. Kısa bir gülüş attı ve dışarı çıktı. Zaman kaybetmeden kurabiyeden çıkan yağlı ellerimi bi an önce kutuyu açmak için çıkardım. Nefes almaksızın paketi açıyordum. Paket üç ayrı bandrol e sarılmıştı. Açarken anlımdan ter akıyordu adeta. Masamın üzerindeki kara çerçeveli fotoğrafa bakakaldım. Annem ile benim çekildiğimiz ilk fotoğrafdı. Paketi açamayı bırakıp sigaramdan kısa bir nefes çektim. "Ah anne,beni bu halde görseydin. Bakanlıkta çalışmamı çok isterdin,şimdi bakanlığın başındayım sevgili anneciğim." bir an için gözlerimin dolduğunu hissettim. Ben güçlü biriyim,öyle hemen ağlayıvermem. Paketi açmak için koltuğuma oturdum. Küçük bir POF sesiyle kendimi rahatlamış buluverdim. Paketi açtım ve içine elimi uzattım. Karanlık kutunun içide karanlıktı. Elimde bir rulo parşomen vardı. Üzerinde "Karahi'nin Günlüğü" yazıyordu. Bu adı daha öncede duymuştum. Karanlık bir büyücü,çok karanlık. Tam bir bilgiç,büyük ve iyi bir büyücü,yoldan sapan Slytherin'lilerin içinden gelen eski bir profesör. Parşomene baktım ve içini açtım. Kara ve kırmızı mürekkepten yazılmış eski bir çin alfabesiydi. Gereksizce burun büktüm ve "Aptal şey,ne kadar gereksiz at gitsin!" kendimi bir anda harıl harıl yanan şöminenin yanında buluverdim. Parşomeni şömineye attım ve kara ateşte yanışını seyrettim. Ateş ardında siyah şeffaf ve ele deymeyen bir is bıraktı. İs zamanla odayı kapladı ve insan yüzü oluşmaya başladı sisin derin karanlığında. "Ben Karahi'nin varisiyim. Günlüğü eğer okusaydın sen benim varisim olacaktın." dedi ve sis ortalıktan kayboldu. Korkmuş şekilde gözbebeğim büyüdü ve sisin dağılması için camı,pencereyi açmak için alel acele koşturdum. Pencere,bakanlık koridorunun içine bakıyordu. Yani sis yinede bakanlığın engin koridorlarında dolaşacaktı. "Yar yar,git bakalım kara duman." duman tıslarcasına gözden kayboluyordu. Karahi'nin varisliği iptal olmuştu. Lanetli kutunun içerisinde ayrıca benim en sevdiğim annemin yaptığı mis kokulu kurabiyelerden vardı. Karahi babam mıydı? Kurabiyelere elimi uzatarak bir tanesini kaptım ve ağzıma götürürken kokluyordum. Kokusu tıpkı ormandan toplanmış kakao tanelerine benziyordu. Üzerine çikolata kaplanmıştı bir ısırık aldım ve "Anne.." dedim. Tıpkı o eski tat gibiydi. Ağzımda dans ediyordu. Birden gözlerim kararmaya başladı ve bir sis daha gözlerimi perdeliyordu. Kulağıma birisi fısıldıyordu. Daha doğrusu çığlıktı " Oğlum kurabiyelerini ye.. Kurabiyelerini ye!" böyle devam etti..
Uyandığımda kendimi bir quidditch sahasında gibi hissettim. Meğer pis lahana kokulu Bakanlık revirindeymişim. Odada bir sürü BGT ve Bakanlık çalışanı vardı. Hepsi beni izliyordu. Madam bana yanaştı ve "Çikolatalardan yiyin,bayılmadan önce yediğiniz kurabiyeler lanetliydi. Ya bir ölüm yiyen yada ruh emicidir. Her neyse odayı boşaltın!" Büyük bir Aaah! sesi koptu ve herkes teker teker dışarı çıkıyordu. İçeride birtek Müsteşar Charles kalmıştı. "Neler oldu Charles?" Charles hiç kıpırdamadan bir süre tavana baktı,uzun ve sıkılmış bir nefes alarak başını indirdi. "Efendim,emekliye ayrılma vaktiniz geldi diye sesler yükselmeye başladı. Bütün senato aynı fikirde." ansızın lanet okurcasına bir ses çıkarmıştım kara delik ağzımdan "Ya lanet senatoyu yakarım,basını yakarım,senide yakarım Charles." Charles bir an duraksadı ve "Ama efendim.." sözünü şiddetle keserek "Efendimi yok! Istifamı kendi ellerimle vereceğim!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.kingdoms-rpg.yetkinforum.com
Luciana De Felice
KSKS Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu & Kara Giyen
KSKS Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu & Kara Giyen
avatar

Kadın Özel yetenek : Metamorfmagus & Zihinbend
Rp Partneri : Yalnız çalışırım.
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 633
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: Beyaz   Perş. Haz. 03, 2010 6:39 pm

Betimleme:12/20
Akıcılık:13/20
Hayal gücü: 15/20
Uzunluk:16/20
Yazım ve Anlatım:7/10
Renklendirme:7/10

yetmiş
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Beyaz
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp dışı :: Karakter Onaylama-
Buraya geçin: