Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Lilith Silimauré

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lilith Silimauré
Cadı
Cadı


Kan durumu : P.
Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 03/06/10

MesajKonu: Lilith Silimauré   Cuma Haz. 04, 2010 12:19 am

Sönmeye yüz tutmuş gaz lambasının titrek ışığında, karşısındaki büyücünün gözlerine bir kez daha baktı cadı. Duvarlarda hareket eden gölge oyunlarına aldırmadan dikkatini verdiği yaşlı adam, duymaktan hoşlanmadığı haberleri birbiri ardına sıraladığında içinden kopup giden sıcak bir parça hissetti. Odasında, mahremiyetini ihlal edecek kadar yakınında duran büyücüye gülümsemeye çalıştı. Duvardaki eski saate uydurmaya çalıştığı nefes alış verişleri, her üç vuruşta bir, saniye sayacağıyla inip kalkan göğsüne ve duruşuna şekil veriyordu. Düşünmekte olduğu külfet kişisel vaktini yavaşlatmış, veda sözcükleri mırıldanan adamın ağzında gevelenen kelimeleri uğultuya dönüştürmüştü. Zamanın sayısız boyutunu yahut ölçemediği büyük bir tanesini aşmaya çalışan ses dalgaları yavaş yavaş kulağına dolduğunda olduğu yerde derin bir nefes aldı yavaşça ve bakışlarını anında adamın gözlerinden çekti. ‘’ Biliyorum Orflaith, bu seni zorlayacak ancak; bakanlığın bu tip bir desteği de görmezden gelmemesi gerek. Bunu yapması gereken kişi de sensin. Doğru sözcükleri bulacağına eminim. ’’ Söylenenlerden sonra kaşları hafifçe kalkıp başını arkaya doğru attı Aislin. ‘’ Doğru sözcükler…Elbette.’’ Anlayışla yargılama anlamları arasında gidip gelen bir bakış atan büyücü boğazını nazikçe temizledi. ‘’ Seni bu göreve getirdiğim zaman, gücünün yeteceğine şüphem hiç olmamıştı evlat. Kendini toparla. İyi akşamlar.’’ Hayatının büyük bölümünü, aile kavramını, yanında tek kişiden ibaret yaşadığı adamı hatırlayarak geçiren cadı, karşısında evlat sözcüğünü hiç düşünmeden ağzına alan büyücüye baktı. Zaman ve zorluklar ciğerlerdeki kanser lekeleri gibi geri dönüşü çok kolay olmayan ve her zaman acı veren ikililerdendi. Kapıyı açarken aralıktan sızan ışığa ve dışarıda hareket eden başka bir gölge olup olmadığına baktı alışkanlıktan. Ardından başını içeri sokup gülümsedi. Bu seferki yaptığı davranışın komik görünmesinden ötürü daha içtendi. ‘’ Haklısınız Bay Bathory. Birilerinin bunları yapması gerek.’’ İçinden kendisine mırıldandıkları biraz olsun sesinin gür çıkmasına yetmişti. ‘’ Bunu yapacak yüzü ve gücü olan birilerinin…’’ İşleyişiyle ilgili içsel pek çok sorun olan bakanlığın görünürde keyifli bir dönem geçirmediği aşikardı. Ancak dışarı yansıyan yönü çok daha sinir bozucu olmalıydı ki, insanların kayıplarına üzüldüklerini söyleyecek bir bakan ortalarda yoktu. Bu yüzden kendi departmanından ölen büyücü hakkında ailesiyle görüşmeye bizzat Aislin gidecekti.

Büyücünün ardından odayı saran baharatlı ve eski moda parfüm kokusunu dağıtmak ve sigara kokusundan kurtarmak için camı araladı. Dönmesinden önce yeterince sineğin odaya dolacağına şüphesi yoktu. Bu yüzden uykusuz geçireceği gece için atıştıracak bir şeyler bırakmalarını söyleyecekti odasına. Çatlak Kazan’dan ayrılacağı günleri iple çekiyordu. Sadece işe gitmek için kullandığı şömineyi özleyeceği kesindi. Odalarındaki ağır talaş kokusunu, koridorlarında nelerin gezdiğini bilmediği bu binayı hatıralarından çıkaracağı an gelene kadar, tahammül etmeye çabalıyordu. Kapıyı arkasından kapamadan önce odaya göz gezdirdi. Soğuk tahtayı belinde hissediyordu. Siyah, uzun kollu ince kazağın hemen altındaydı asa. Altındaki koyu siyah, bol keten pantolonun kemerine sıkıştırılmıştı. Saçlarındaki sıkı topuz işten kalmaydı. Bozmadı kapıdan çıkmadan evvel. Eline çantası ve ince bir hırkadan fazlasını almadı. Tebdili kıyafetin insanları daha çok üzeceğine emin olduğundan, sivil görünmeyi tercih etmişti. Yas için uygun olduğuna kanaat getirdiği görüntüsü, zaten yüzündeki düşünceli ifadeyle gölgelere boğulmuştu. Gözlerinin altında yeni yeni oluşmuş morlukların varlığını bilerek sıkıntıyla inledi. ‘’ Bir kadından başka her şeye benziyorum.’’ Aynadaki aksiyle ilgilenmeyi bırakmasa da, her zamankinden daha yorgun görünüyordu. Artık sınıra dayanan olaylara dur diyememenin verdiği sorumluluğun ağırlığı altında eziliyordu. Yolu yürüyerek akşamın tadını çıkarmaya karar verdiğinde, kapıdan dışarı ilk adımını atmış ve Arnavut kaldırımı yoldan kalkan rüzgarı teninde hissetmişti.

Akşam serinliği batan güneşle birlikte sokakları dolaşmaya başlamış olmalıydı. Nereden taşıdığını bilmediği suyun kokusunu çekti içine. Temiz bir birikintiden geldiği belli olan bahar esintisine minnettar kaldı. Ruhunu hafifleten mevsimin etkisiyle iç çekti. Kaldırımda ufak topukların sesi yükselmeye başlamıştı hemen. Çantanın sapından tutmuş, hırka bileğinden asılmış sallanıyordu. Yürüdükçe, ıslanmış bir sokağa girdi. Elindeki hortumla çiçeklerini sulayan cadıyı selamladı. Esintinin yerini bulmuş olduğuna sevinerek taze toprak kokusunu peşine taktı. Birkaç blok sonra önünde durduğu yeşil çatılı eve vardı. Sessizlik akşam saatlerinden değildi elbette. Evin erkeğini uğurlamış olan aile, ne diyeceğini bilemez halde oturuyor olmalıydı şu sıralar. Ne diyeceğini bilemeyerek yavaş yavaş bahçeden kapıya kadar olan bej rengi taşların üzerinde yürüdü. Elini zile dokundurmadan kapı açılmıştı bile. Kollarını sarıldığı anda sırtında hissettiği kadın, ölen meslektaşının karısıydı. ‘’ Oh, Bayan Orflaith.’’ Nasıl bir yüktü bu? Nasıl bir ihtiyaçtı her şeyin yalan olduğunu söylemek isteyişi? Dizginleyemediği öfkesiyle yutkundu. Kadını kollarından kavradı ve kendisinden uzaklaştırdı nazikçe. ‘’ İçeri girelim Bayan Beverson.’’ Kadının gözlerinde henüz bitmiş yaşları yeniden başlatanın varlığı olmadığını biliyordu. Taşıdığı hatıraydı cadıyı ağlatan. Bütün bir ailenin bir arada toplandığı salona girdiğinde herkesin kalkıp kendisiyle selamlaşmasına dayanamadı. Hafifçe sendeleyecek olduğunu fark edip hemen olduğu yere tutundu. Herkesin bakışları üzerindeyken en yakın koltuğa oturdu. Çantasını halının üzerine bıraktı ve evin köpeğinin hemen çantaya doğru koşup onu koklamasına aldırmadı. Sarı tüy yumağını okşadıktan sonra hırkasını dizlerine koydu. Evin büyükbabasına döndü. Aileyi iş yemeklerinden tanıyordu. Yarı muggle yarı büyücü olan bu aileden çıkan büyücülerin çoğu bakanlıkta çalışan başarılı insanlardılar. Ne var ki hiçbiri David’in ailesi kadar birbirine bağlı değildi. Bu evin içerisinde dört insanın da hissettiği bütün acıyı tenine batarken hissediyordu. Boğazını temizledi. Bunun ardından hemen içeri doğru koşan bayan Beverson’a aldırmadı. Bir bardak suyla geleceğinden emin olduğu cadı gecikmedi. Kadına teşekkür ettikten sonra büyük bir yudum aldığı bardağı bir kenara bıraktı. Sarı ışığın sıcaklığında herkesin yüzünde dolaştı bakışları konuşurken. ‘’ Kaybınız için çok üzgünüm Bay Beverson. David teşkilatımızın en kıdemli ve yetenekli çalışanlarından biriydi. Sebebi olan suçluyu bütün imkanlarımızı seferber ederek arıyor olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Bu bütün meslektaşlarımla birlikte, bana da mal olmuş bir olaydır artık. Vicdanınızın ateşini küllere döndürecek haberi de yine bizzat ben vereceğim. O güne kadar lütfen metin olun.’’ Faydasız sözlerinden sonra hiç değilse nezaketen birkaç cümle işitti. Geçirdiği her saniye saate dönüşüyordu. Cabası, evin büyükbabasının da oğlunun vahşice katledildiğini bildiren ölüm haberinden sonra pek de iyi göründüğü söylenemezdi. Aislin ayağa kalktı. Evin annesi olan cadıyı yanına çağırdı. Mutfağa doğru gitmeden önce odadaki diğer üç kişiye veda etti. ‘’ Bir ihtiyacınız olursa her zaman ofisimden ulaşabilirsiniz. İyi akşamlar.’’ Halsiz bir mırıldanış eşliğinde dirseğinden tutarak mutfağa çektiği cadıya yaklaştı. ‘’ Irma, Bay Beverson iyi görünmüyor. Bir doktor yollayacağım. Beni en ufak gelişmeden haberdar et lütfen. Bir süre birbirinizden ayrılmayın. En ufak bir terslik gördüğünde, bana nasıl ulaşacağını biliyorsun.’’ Cadının gözleri yaşlı kucaklamasından sonra bayılmak üzereymiş gibi duran haline baktı. ‘’ Doktor geldiğinde sen de muayene ol lütfen. Birinin ayakta kalması gerek.’’ Ardına bakmadan çıktığı cadde karanlığa direnmemişti. Hızlı adımlarla uzaklaştığı evin ağırlığı hala üzerinden kalkmamışken, ardına baktı dönüp. Takip edilmediğine emindi. Ne ayak sesleri vardı civarda ne de başka bir his uyandıracak en ufak bir terslik. Sakin bir geceydi. Alacağını almış kadere küfretti içinden. ‘’ Karnın doymuştur eminim.’’ Çalışkan bir meslektaştı David. Onun için dua etmeyi aklına not ederek rotasını çevirdiği yere hayret etti. Eve gitmesi gerektiği yerde fani ihtiyaçlarına uyan ayak bileklerine baktı. Vicdanı seslendi içerden. ‘’ Sert bir şeyler içmek iyi gelecek. Sert bir şeyler…Kesinlikle.’’ En yakındaki barı düşününce gülümsedi. Uyandırıp huysuzluğunu çekmek istemediği Çatlak Kazan sahibini düşünüp keyiflendi. Black Pearl’e düşerken yolu, saçlarındaki çubuk tokayı çekti. Diplerinde gezen kanın verdiği karıncalanma hissini ve rahatlığı parmakları arasındaki tahta parçasını kırarak arttırdı. Yere fırlattığı kırık tokanın ardından dışarıya süzülen sesleri ve kokularıyla bara yaklaştı. Çöplerinde gezinen birkaç kediden fazla hareket yoktu dışarıda. Ellerini dayadığı kapıları ittirirken yavaştı. Menteşelerin gıcırtısıyla gelişini haber veren kapıların ardından kapanışını izledi. Gözlerin kendisine bir anlığına hafif bir şaşkınlıkla çevrildiği masalara baktı. Birkaç gencin yüzünde biten gülümsemeleri kısık gözlerindeki kibirli bakışla öteledi. Alelade bir ziyaretçiden fazlası da olabileceği mesajını veren gayrı ihtiyarı bir incelemeden sonra yüzünü bar sahibine çevirdi. Bakışlarına benzer bir kararlılıkla cevap verdiği büyücünün selamının ardını getirdi kendininkiyle. ‘’ Darkthorn. Sana da iyi akşamlar.’’

Zaman kaybı yaratacak kişisel sınırları kaldırmak genelde kadınların işiydi. Hitabeti niyetinden ileri gelen sözcüklerle şekillenir ve öyle de kalırdı. Darius’la senli benli olacak kadar çok zaman geçirmemişti elbette. Ancak endişelerini paylaşmayı zorunluluk olarak üstlendiği adamın kendisinden uzak kalmasını da istemiyordu. O, Aislin için hem bir akran, hem de gözlerini üzerinden ayırmaması gereken potansiyel bir tanıktı. Orada bulunma amacının iş amaçlı olmadığını kendisine hatırlatarak bakışlarını adamın üzerinden çekti barın önündeki taburelerden birine kurularak. Çantasını tezgahın üzerine bıraktı. İddialı bir tasarım olmayan kumaş parçası daha çok kullanışlı sınıfına giriyordu. Hırkasını da oturduğu uzun bacaklı sandalyenin ufak arkalığına astı. Vestiyere asıp asmayacağını umursamadığı çantadan tabakasını çıkardı. Sigarasını yakmak için aradığı işlemeli çakmağın yanında olmadığını anladığında sinirlendi. Bu gece üzerindeki baskı ve stresten kurtulmanın tek yolu olduğuna inanmasa da, faydalı bir yol olduğuna inanarak büyücüye seslendi. Yüzündeki ifade kendisiyle hesaplaşan ve bünyesine meydan okuyan bir kadına aitti. ‘’ Bana sert bir şeyler hazırla lütfen Darkthorn. Can sıkıcı bir gece geçirmeme engel olacak kadar sert.’’ Elini alnına götürdü. Orta ve işaret parmağını alnına bastırırken önüne düşen bir tutam saçı alıp kokladı. Taze vanilya kokusunun hoşluğuyla biraz olsun rahatlayan cadı, tabakadaki ve elindeki tek sigaranın icabına bakmak için tabakanın ağzını açtı. Tezgaha içinden birkaç parça tütün dökülmesini umursamadan boşalttı on teki de. Ardından boş tablayı çantaya attı. ‘’ Şunları çöpe at lütfen. Bunun kadar berbat bir tütün saçlarımı kokutmaktan başka işe yaramaz.’’ Yeniden içmekten keyif aldığı sigaralar için Ege’ye gitmesi gerektiğini düşünerek beklemeye başladı. Şu an için kendisini anlayacak ve söylediklerini dinleyeceğinden emin olduğu bir yetişkinle konuşmaya delice ihtiyaç duyuyordu. Ancak bunu yapabileceği tek kişinin kişisel bültenindeki şüphelilerden biri olması ayrı bir ironiydi.


Başka bir sitede yaptığım rol oyunudur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Monica Schafer
Dungeon Master
Dungeon Master
avatar

Kadın Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1384
Kayıt tarihi : 19/12/09

MesajKonu: Geri: Lilith Silimauré   Cuma Haz. 04, 2010 8:06 pm

Betimleme:20
Akıcılık:20
Hayal gücü:20
Anlatım ve imla:10
Uzunluk:20
Renklendirme:10

yüz ^^

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Vanilla &Waffle

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
 
Lilith Silimauré
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp dışı :: Karakter Onaylama-
Buraya geçin: