Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İan Joseph Somerhalder

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ian Joseph Somerhalder
Hufflepuff 5. Sınıf
 Hufflepuff 5. Sınıf
avatar

Erkek Rp Partneri : Brenda.
Kan durumu : Muggle doğumlu
Mesaj Sayısı : 64
Kayıt tarihi : 18/01/10

MesajKonu: İan Joseph Somerhalder   Ptsi Ocak 18, 2010 9:53 pm

Ölüm kokan sokaklar arasında, 2 şarjörü kalmış o eski tabancası elinde yürüyordu dikkatlice. Etraftaki leş kokusunu alınca ve tüm yolları yıkayıp geçmiş olan kanı görünce daha da bir hırslanıyordu düşman askerlerini bulmak için. Sokağın köşesine geldiğinde telsiz sesleri duymaya başlamıştı hafiften. Hemen silahını sağ eline aldı ve her zaman yanında taşıdığı ufak aynasını sol eline alıp duvara yaslandı. Köşeye doğru yavaşça ilerledi sesler artmaya başlamıştı. Aynayı köşeden biraz çıkartıp biri var mı diye kontrol etti. Evet, birileri vardı. Şuan görebildiği sadece 2 kişiydi ve ikisi de düşman askeriydi. Omuzlarına asılı silahları ve öldürdüğü insanların kanlarıyla kızarmış olan üniformalarıyla orada konuşuyorlardı. Hemen silahını kontrol etti. Bu eski silah hiç yarı yolda bırakmamıştı onu, bu seferde bırakmayacağını umarak şarjörü indirdi ve kontrol etti bir canlının hayatını alacak olan mermilerini. Tüm mermileri tamdı şarjörü yavaşça yerine taktı ve tabancanın kapağını çekti geriye doğru. Merminin yerine oturuşunu hissetti artık ateş etmeye hazırdı ama her ateş edişinde olduğu gibi yine elleri titremeye başlamıştı yavaştan. Bundan nefret ediyordu, çünkü kimsenin hayatıyla oynamak istemiyordu. Ama bu kadar vatandaşı, arkadaşı ve askeri ölmüşken bu kana susamış katillere merhamet edemezdi. Olduğu yerden yavaşça kalktı. Bir adım ileri doğru attı. Ayakları verdiği komutlara karşı çıkıyor ve ağırlaşıyordu sanki yer çekimi artmış gibi. Zorda olsa yürümeyi başarmıştı. Köşeyi döndü ve karşısına gelen ilk askere ateş etti acımadan. Ardından diğerine ve daha önce köşeden bakınca göremediği üçüncü askere de ateş etti ve kanlar içinde yerde uzanışlarını seyretti uzun uzun. Cesetlerin yanlarına yaklaştı ve üstlerini aramaya başladı. Bir silah, mermi veya küçük bir bıçak bile işine yarayabilirdi. Bir askerin ceplerini karıştırırken eline dikdörtgen şeklinde bir kağıt geldi. Merakla cebinden bu kağıdı çıkardı ve baktı. Bu bir kâğıt değildi. Askerin çocuğunun ve eşinin fotoğrafı idi. Yüzleri gülüyordu resimde askerin eşinin ve çocuğunun, birde yüzleri kan içindeydi çünkü askerin vurulduğu taraftaki cepten çıkmıştı bu resim. Gözleri dolmuştu, kendini zor tutuyordu ağlamamak için. Bir askerdi ve ağlamaması gerekirdi. Bu çok çocukça bir davranış olurdu. Belki milyonlarca asker daha öldürecekti. Her yeri kanlar içinde kalacaktı beklide. Ağlamaması gerekiyordu hem de hiçbir ölümün arkasından. Resmin buruşturup yere fırlattı ve askerlerin üstündeki silahları aldı tek tek. Telsizini çıkardı ve üstlerine haber verdi yaptığı işlerden. Telsizi tutarken elleri titriyordu ilk defa. Konuşmaya başlayınca da hüzünlü ve titreyen bir ses tonuyla konuştuğunu hissetti. Komutanına raporu verdikten sonra telsizini kapalı duruma getirdi üstündeki ufak düğmeden. Silahları kontrol edip yine omzuna taktı askılarından ve yoluna devam etti. “Ne olursa olsun yoluma devam etmeliyim.” Hırslı bir biçimde yürümeye başladı. Etrafta birkaç asker olabileceğini düşünüyordu. Nede olsa sadece 3 askerin yalnız olmaları imkânsızdı.”Sizi öldüreceğim, bu sefer hiç acımadan.” Ve eline tekrardan o eski tabancasını alıp o leş dolu kan gölü olmuş sokaklarda yürümeye devam etti.


Biraz ilerledikten sonra susadığı fark etti, hem de deliler gibi susamıştı. Matarasını eline aldı ve bir sağa bir sola salladı. İçindeki suyun sağa sola çarpışını hissetti. Hemen matarasının kapağını çevirdi ve açtı ve ağzına dikti matarayı. Sanki çölde yürümüşçesine susamıştı. Bu susuzluğu neden fark edemediğine kafası hala basmıyordu. Belki de birini öldürdüğü için duyduğu üzüntü susuzluğunu fark etmesine engel olmuştu. Matarasından akan son bir iki damla suyu da kurumuş dilinin üstüne döktü ve matarasını bir kenara fırlattı. Mataranın yere çarpmasından oluşan ses yüzünden gittikçe yaklaşan bir bağrışma duymaya başladı. “Sanırım yakalandım artık” diye düşünüyordu. Sesin geldiği tarafa doğru ilerlemeyi düşündü, ama bu ahmaklık olurdu sadece. Hemen saklanacak bir yer aradı. Gözüne kestirdiği eski kapağının birazı kırılmış olan çöp arabasının hemen yanına doğru geçti ve dua etmeye başladı. Öldürdüğü insanların acısını çıkaracak biri geliyordu. Bunu hissedebiliyordu. Durdu ve derin bir nefes aldı. Esasında korkunun hiçbir şeye yaramadığını anladı. Hemen arabanın yanından fırladı ve silahını ilk gördüğü kişiye doğru uzattı. Etrafına bakındı sadece bir kişi vardı. Bu kişide çelimsiz, üstü başı yırtık, içki kokan bir evsiz ayyaşın tekiydi. Silahını hemen kılıfına yerleştirdi ve derin bir nefes aldı. Yine ölmemişti. Öldürdüğü kişilerin acısını alacak kişi hala gelmemişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Monica Schafer
Dungeon Master
Dungeon Master
avatar

Kadın Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1384
Kayıt tarihi : 19/12/09

MesajKonu: Geri: İan Joseph Somerhalder   Ptsi Ocak 18, 2010 10:04 pm

Öncelikle güzel bir Rp'ydi. Akıcıydı fakat betimlemelerin azdı. Geliştireceğine inanıyorum. Hoşgeldin.

83*

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Vanilla &Waffle

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
 
İan Joseph Somerhalder
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp dışı :: Karakter Onaylama-
Buraya geçin: