Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Xavier John*

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Xavier John Redmond
Lütfen rütbe edinin.
avatar

Erkek Rp Partneri : Şimdilik Yok
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 12/02/10
Yaş : 27

MesajKonu: Xavier John*   Cuma Şub. 12, 2010 1:16 pm

Büyüleyici siyah bir kuş pencerenin önünden huşuyla geçiyordu. Onun
havada süzülüşünü izlemek insanın üzerine inanılmaz bir mutluluk
salıyordu. Uçmak, özgür olmak. Xavier bu duyguyu hissetmeyeli epey
olmuştu. İçindeki isyankâr ruh çığlıklarla hemen Quidditch sahasına
gitmesini istiyordu. Bu mutluluğu teninde tekrar hissetmek bedenini
kapladığını görmek istiyordu. Mutsuzlukla dışarıdaki havaya baktı.
Sabahın tüm güzellikleri ve Ekim' in tüm kasvetini toplamış Xavier’ı
isyana davet ediyordu. Bugün Ekim'in son günüydü ve belkide bir kaç ay
içinde görebilecekleri son güneşli gündü. Gözlerinde elle tutulabilir
bir mutsuzluk vardı. Kendini hapsedilmiş gibi hissediyordu. Özgürlüğü
kısıtlanmıştı. Tek görüş günleri ise Çarşamba'larıydı. Onun da
gelmesine daha 4 gün vardı. Henüz Quidditch maçları da başlamamıştı.
Ruhu sıkılıyordu. Kalbide ona eşlik eder gibi az atmaya başlamıştı.
Damarlarında kanının akmasını sağlamanın tek çaresi vardı. Vücuduna
hava desteği vermek. Pencerenin yanındaki koltuğu ayaklarıyla iterek
doğruldu. Vücudunda somut bir istek dolaşıyordu. Yaşamasının tek
çaresinin ne olduğunu bilen ölüme mahkûm bir tutuklu gibiydi.
Yatakhaneye ilerleyerek yatağının yanında komodinin kenarına koyduğu
süpürgesini aldı. Süpürgesinin pürüzsüz sapını elinde dolaştırırken
ateşin vücudunda kalbine doğru ilerlediğini hissedebiliyordu.
Gözlerinde kimsenin anlam veremeyeceği bir ışık parıldıyordu. Bunu
sadece bir Quidditch Oyuncusu anlayabilirdi. Süpürgesinin ucuna altın
harflerle işlenmiş yazıya baktı;"Ateşoku". Yüzündeki gurur ve kibir
karışımı duyguyla yatakhanenin soluk kahverengi kapısını açarak ortak
salona ilerledi. Ateşokunu aldığı günü hatırlıyordu. Öyle mutluydu ki.
Daha önce hiç şeker yememiş bir çocuk gibi ilk kez süpürgeye bindiğini
hissetmişti. Daha önce hiç bu kadar muhteşem bir hediyesi olmamıştı.
Şimdilerde pek rövanşta bir süpürge olmasa da o günlerde alabilmek için
dükkânın önünde kuyruk olurdu. Ateşoku gibi bir kaç süpürge daha
çıkmıştı. Ama Ateşokları popülerliklerini hep korumuştu. Hala en çok
kullanılan süpürgeler arasındaydı. Xavier onu ellerinde kırılacak bir
eşya gibi taşıyarak portre deliğinden tırmandı. Giriş Salonundaki
araziye açılan büyük ve ihtişamlı kapıya doğru ilerledi. Heyecanlı bir
kalabalık onu içine çekmeye hazır gibiydi. Ama o onlara aldırmadan
arazinin muhteşem havasıyla ciğerlerini doldurdu. Herkes bu akşam ki
balo için heyecanlıydı. Durmadan kostümleri ve saçları hakkında
konuşuyorlardı. Xavier onları duymamaya çalışıyordu. Çünkü kendisi de
onlar gibi baloya hazırlanmalıydı ve bu süreç onun havada kalacağı
zamanı daraltıyordu. Diğerleri gibi heyecanlı değildi. Ama etrafa
yayılan söylentilere göre şimdiye kadar ki en muazzam balo olacaktı. Bu
Cadılar Bayramı Büyük Salon' da kutlanmak yerine Balo Salonunda
kutlanılacaktı. Xavier bunu duyduğunda söylentilerin gerçek olabileceği
kanısına varmıştı. Balo Salonu, içinde her türlü gösteriyi
sağlayabilecek kadar büyüktü ve çeşitli sihirlerle donatılmıştı. Xavier
en son Balo salonuna girdiğinde ne için orada bulunduğunu hatırladı;
Savaşta ölen kahramanlar için yas töreni. Balo ağlıyor gibi
görünüyordu. Slytherin'lerin bile üzüldüğü görülebiliyordu. Ki bu
odanın sihrinin bir parçası gibi görünüyordu. Oda kendini içindeki
kutlama ve anma gibi törenler için hazırlıyordu.

Gecenin nemiyle
ıslanmış çimleri ezerek Bekçi kulübesinin arkasındaki patikadan
Quidditch sahasına ilerliyordu. Yasak Orman çekiciliğini ve gizemlerini
kullanarak insanları içine çekmeye çalışıyordu. Öğrenciler arazinin
ıslaklığına aldırmayarak çimlere yayılmıştı. Xavier' de onlar gibi bu
ortamın etkisindeydi. Öğleden sonraki dersler iptal edilmişti. Ki bu da
bu Cadılar Bayramı' nın Hogwarts' ın tarihine geçeceğinin bir
kanıtıydı. Ayaklarının altında ezilen çimlerin seslerinin dışında
sessizlikle Quidditch Sahasına ilerledi. Artık adımlarını çamurlaşmaya
başlamış toprakta atıyordu. Vücudunu kaplayan bir sıcaklık ellerine
doğru ilerledi ve Ateşokunu istemsizce kaldırmasını sağladı. Xavier
Ateşokuna atladığında tüm hapsedilmişliğinin üzerinden gittiğini
hissetti. Neşeyle çığlık attı. Hava onu sevinçle kucaklamıştı.
Gökyüzüne doğru hızla uçtu. Ateş oku hızlandıkça o sesini daha da
yükseltiyordu. Gülümseyerek Tutucu çemberlerinin içinden geçti.
Kahkahalarıyla sarsılan Quidditch sahası onu bırakmaya niyetli değildi.
O da onu. Elinde olmadan gülümseyip çığlıklar atarak Ateş okunun havayı
yararken çıkardığı sesleri kuvvetlendiriyordu. O kendini kaybetmişken
saatinin tik taklarını duyamıyordu. Zaman gittikçe ilerliyordu. Bir
saat sonra Cadılar Bayramı Balosunun başlayacağının farkında bile
değildi. Nefes almak ve vücudunu dinlendirmek için havada birkaç
saniyeliğine durakladı. Beyninde biraz önce ona buraya gelmesini
söyleyen şimdi ise kızgınlığa bürünmüş bir ses saate bakmasını
söylüyordu. İstemsizce sol elini kaldırıp kıyafetinin kapattığı saati
gün ışığına çıkardı. Gözleri dehşetle açıldıktan bir saniye sonra yere
dalışa geçti. Toprağı ezerken gittikçe hızlanıyordu. Artık koşmaya
başlamıştı ki arazinin bittiği noktaya, Hogwarts kapısına vardı.
Arazinin havasını son bir kez ciğerlerine çekerek Hogwarts’ın heyecan
kokan havasına daldı. İnsanlar telaş içinde koridorlarda koşturuyordu.
Birçoğu kıyafetlerini giymişti bile. Xavier onların yanından geçerken
büyük bir tezat oluşturuyordu. Diğerleri kostümlerini üzerine
geçirmişken o terli eşofmanlarıylaydı. Koridor boyunca koşup ortak
salonuna vardı. Ev cinlerinin telaşlı sesleri duyulabiliyordu. Portre
deliğini hızla açarak içeriye daldı. Arkadaşlarından bazıları ona
şaşkınlıkla seslenirken o elini aceleyle sallayarak yatakhaneye koştu.
Dün gece hazırladığı kıyafeti gardıropta asılı duruyordu. Ama önce
sıcak bir duşa girmeliydi. Buna zamanı yoktu. Bildiği tüm sihirleri
zihninde gözden geçiriyordu. En sonunda sık kullanılan bir sihir aklına
geldi.
Asasını vücudunun etrafında gezindirerek; "Aklapakla" diye
mırıldandı. Vücudundaki kirler vantuzla emilirmiş gibi asasının içine
ilerlerken o temizlendiğini hissediyordu. Şimdi temizlenmiş olan
vücuduna en sevdiği parfümünü sıkarak kıyafetini giyindi. Saçları
kendisinden geçmiş gibi görünüyordu.

Adımlarını kendinden emin
bir şekilde ortak salona çevirdi. O içeriye girdiğinde birçok bakışı
üzerinde hissedebiliyordu. Utangaç bir gülümseme suratını kaplarken
çekingen bir şekilde portre deliğinden tırmandı. Bu kıyafetle çok zor
oluyordu. Aslında kesimi kolay hareket edebilmeyi sağlıyordu. Ama
Xavier böyle bir kıyafeti ilk kez giyiyordu. Kendini şimdiye kadar hiç
olmadığı gibi hissediyordu; Yakışıklı ve çekici. Koridorlardan geçerken
bakışlar üzerine çevriliyordu. Suratının kırmızıya dönüştüğünü
hissedebiliyordu. İçinden Keşke bu olmasa diye diliyordu. Ama bu
gecenin böyle geçeceği belliydi. Ona yüzyıllarmış gibi gelen birkaç
dakika sonra Balo Salonunun kapısı gözüktü. Salonun ışıklandırması
koridora yansımıştı. Daha salona girmeden içini bir heyecan bürüdü.
Salon bitene kadar görevlilerden başka kimse görememişti. Birçok kişi
içeri akın ediyordu. Xavier kapıdan içeriyi adımladığında nutkunun
tutulduğunu fark etti. Hogwartsta daha kaç tane sürpriz yaşayacaktı.
Hayatı boyunca hiç böyle bir görkem görmemişti. Zorlukla yutkunarak
etrafına bakınıyordu. Keşke 10 tane gözüm olsaydı diye düşündü. Çünkü
etrafı bir an önce gözlemleyebilmeyi istiyordu. Oda siyah ve kırmızının
aşkıyla döşenmişti. Salonun ışıklandırması on metre yukarıda süzülen
oyulmuş devasa balkabaklarının içinden gelen ışıkla yapılıyordu.
Masalar oyulmuş devasa balkabakları şeklinde dizayn edilmişti. İnsanlar
içine girip oturabiliyorlardı. Siyah perdeler pencerelerin etrafından
dolanıyor ve odayı bir çadıra dönüştürüyordu. Dans pisti salonun büyük
bir kısmını kaplıyordu ve dans pistinin üzerinde muazzam bir
ışıklandırma vardı. Burayı Muggle'ların deyimiyle; bir Diskoya
dönüştürmüşlerdi. Xavier şaşkınlık içinde masalardan birine geçti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Monica Schafer
Dungeon Master
Dungeon Master
avatar

Kadın Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1384
Kayıt tarihi : 19/12/09

MesajKonu: Geri: Xavier John*   Cuma Şub. 12, 2010 3:54 pm

Öncelikle Hoşgeldin. Hoş bir Rp'ydi. yer yer betimlemeler vardı.

86*

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Vanilla &Waffle

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
 
Xavier John*
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» john morrison istanbula gidiyor ve bilgehan demir le röportaj yapıorr ve cocukbgazetelerinde magaznlerde morrison ın haberleriii varrrr
» 4 Ekim RAW Sonuçları
» Eve Torres
» WWE Kıyafet Alım/Satımı
» TABLE MAÇ WWE ŞAMPİYONLUĞU İÇİN JOHN CENA VS TRIPLE-H

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp dışı :: Karakter Onaylama-
Buraya geçin: