Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Mara Fisher

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mara Fisher
Lütfen rütbe edinin.
avatar

Kadın Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 5
Kayıt tarihi : 20/03/10

MesajKonu: Mara Fisher   C.tesi Mart 20, 2010 4:33 pm

Uzun bir aradan sonra eski arkadaşıyla yeniden buluşmak güzel olabilirdi. Evet, arkadaşıyla. Mara artık olanları umursamıyordu ve hayatında yeni bir sayfa açmaya karar vermişti. Dışarıdan insanların onu soğuk bulması gayet normaldi, zaten O da bunun için elinden geleni yapıyordu. Ama son birkaç hafta içerisinde gerçekleşen beklenmedik olayların üstesinden Nathan olmadan gerçekten de gelemezdi. Nathan'ın onun için yaptığı iyi niyetli davranışa Mara nasıl mı cevap vermişti? Bunu hatırlayınca yüzünü buruşturması ve pişmanlıktan çıkarttı sesler sanırım bunu kelimelerden daha iyi anlatırdı. Ah, işte! Gerçekten de Mara'ya yeni bir şeyler oluyordu, eskiden pişmanlık ve adını aynı cümlede kullanamazken -tabi insanların bir şeylere pişman olacağını söylemek dışında- Mara şimdi pişmanlık duygusunu yaşıyordu. Hayat beklenmedik olaylarla doluydu. Ve şu an o olaylar onun sıcak ve yumuşak yatağından bir an önce kalkmasını gerektiriyordu. Mara bir an evvel kalkması gerektiğini biliyordu, sadece bunu yapmaya hiç hevesli değildi. En sonunda mantığıyla yaptığı anlaşma O'na çalar saati sadece yarım saat daha ileri almasını söyledi. Yarım saatcik bir uykunun kimseye zararı dokunmazdı. Hem bu kadar erken kalksa bile sanki Nathan kalkmış olacak mıydı? Hiç sanmıyordu. Bu da yarım saatcik daha uyumasını gerektiriyordu, ya da belki birazcık daha fazla. Hayır! diye geçirdi içinden Mara. Sadece yarım saatti ve bu sınırlı zamanı daha fazla bunu düşünerek geçirmek istemiyordu. Uyku tatlıydı ve bir an önce kendini onun kollarına bırakmak istiyordu.

Bir çalar saatin sesine uyanmadı. Uyandığı şey gürültücü oda arkadaşlarından birinin geçen güne ve sihirli yaratıkların bakımı dersine lanet okumasıydı.

- Merlin aşkına! Cökpareler mi?! Bu okul tamamiyle aklını kaçırmış olmadı. Kim hiçbir işe yaramayan cökparelerle uğraşmak ister ki? Ya da onları beslemek? Üstelik nelerle? En az kendileri kadar iğrenç kaygan küçük toprak soluncanlarıyla. Ellerimi çok daha fazla yıkamama izin vermeliydin Brenda!

Bu konuşan Mara'nın oda arkadaşı Tiffany'idi. Mara onu duymamaya çalıştı ve yorganını biraz daha başının üstüne çekti. Ancak Tiffany görgü kurallarını o an için tamamiyle unutmuş olmalıydı çünkü bağırarak isyan etmeye devam etti;

- Üzerlerindeki o ince siyah ve seyrek kıllar. Merlin bana yardım et! Brenda! Ellerimi bir kere daha yıkamalıyım.

Tiffany ellerini kendinden olabildiğince uzakta tutarak yatakhaneden ayrılırken Brenda'nın yüzünde sadece küçümser ve alaycı bir gülümse vardı;

- Biri her şeye rağmen neden o derse devam ettiğini ona hatırlatmalı. Ki bence bu cökpareler için mızmızlanmaktan daha da küçük düşürücü.

Mara her ne kadar o an sadece uyumak istiyor da olsa Brenda'nın söylediklerini ciddiye alamadan edemedi, gerçekten de kim sadece bir Slytherin ucubesi için nefret ettiği şeylere kalkışırdı ki? Üstelik çocuğun bundan haberi bile yokken? Mara yorganın altından Tiffany'yi "Ah! Aşk bu olmalı!" diye taklit ettiğinde Brenda ile ikisi kıkırdamaya başladı. Kısa bir sessizlikten sonra Brenda başıyla hasta olarak yatan 'sevilmeyen' kızı işaret ettikten sonra

- Hadi onu anladım peki sen niçin bu saatte hala yatağındasın? diye sordu. Mara ilk başta bu soruya anlam veremedi. Bu saatte mi? İyi ama saat daha on bile değildi, en azından olmamalıydı. Yorganı hızla kafasından fırlatarak başucunda olması gereken saate baktı. Ama saat yerinde -yoktu. Fakat önemli olan bu değildi. Önemli olan Nathan'ı kendisiyle buluşmaya ikna ettikten sonra -ki bunun için gerçekten sürünmesi gerekmişti- o buluşmaya gitmemesiydi. Gitmemesi o an için yanlış bir kelimeydi. Birisi onun oraya gitmemesini istemişti. Aslında çevresindekilere davranışlarını göz önünde bulundurduğumuzda insanlar Mara'ya az ya da çok, zarar verecek bir şey yapmak için kuyruğa girebilirlerdi. Bu durum sadece Mara'nın uzun zamandır beklediği bir sabahı ortadan kaldırmıştı. O salakların böyle bir şeyin gerçekten onu üzüceğini düşünmesi ne kadar da komikti! Nathan'a söylerse o bunu anlardı, her zaman anlardı. Ancak bunun için Nathan'ın bu hafta birkaç kere yaptığı üzre onu gördüğünde arkasını dönmemesi ya da yolunu değiştirmemesi gerekiyordu.

Az önceki heyecanını ört pas etmek artık Mara'nın elinde olan bir şey değildi. Ancak ne kadar bu kadar panik davranıp yorganını hızla üzerinden fırlattığını Brenda'nın bilmesine gerek yoktu. O sadece kendisi için yeterli olacak kısmı bilmeliydi; Mara'nın uyuyakaldığını. Saniyeden bile daha kısa bir süre içinde Mara yüzüne gerekli bıkmışlık ifadesini verdi ve ;

- Tılsım Profesörü eğer bir daha derslere girmezsem ya da ödevimi teslim etmezsem beni 'cezaya' bırakacağını söylemişti. Merlin aşkına! Bu zamanda bu kadar geri kafalılık. Olacak iş değil. Akşam yemeğini kaçırmadım heralde, değil mi? Çünkü açlıktan tam anlamıyla midem kazınıyor Brenda.

Cevabı Brenda yerine koridordan yatakhaneye girmekte olan Tiffany verdi;

- Eğer biraz acele edersen, eminim salon boşalmadan önce bir şeyler yiyebilirsin Mara.

Bunun üzerine Mara 'hala' isteksizce yatağından kalktı ve elinden geldiğince çabuk bir biçimde giyindi. Bina cüppesini üzerine geçirdi ve önlerini ilikledi. Komidindeki çekmeceyi usulca açarak içinden tarağını çıkarttı. Sonra bunun şu an için, yani acelesi varken iyi bir fikir olmadığına karar verip bunun yerine asasına uzandı. Birkaç büyülü kelimeden sonra saçları taranmıştı. Ancak bu işi tarakla yapmak, işte zevkli olan buydu. Çünkü yumuşak saçlarıyle daha fazla zaman geçirmesini sağlıyordu. Tiffany ile dalga geçmekte olan Brenda'ya bir bakış atarak yatakhaneden çıktı ve doğruca ortak salon'a yöneldi. Hayatın bazı zamanlarında insanlar için süpriz ve sevinilecek olan şeyler bir anda karşısına çıkar. Mara'ya da böyle olmuştu. Kendisi Ortak Salon'a girerken Nathan'da oradan çıkıyordu. 'Yatakhaneden çıkmadan keşke kendime daha fazla özen gösterseydim' diye aklından geçirdi Mara ve yüzüne bir gülümseme yerleştirerek Nathan'ın yanına doğru ilerlemeye hamle etti. Ta ki Ortak Salon'dan titrek sesli bir kızın Nathan'ın adını seslendiğini duyana kadar. Ses Nahtan'a kendisini beklemesini söylüyordu. Yavaş biçimde koşan kız Nathan'ın yanına geldiğinde çocuk da elini kızın beline doladı ve birlikte Ortak Salon'dan çıktılar. Mara olduğu yerde hala dikiliyordu. Ne zamandan beri orada dikildiğini bilmiyordu ancak bu kendisi için gerçekten de bir şok olmuştu. Sabahki gerçekleşmeyen buluşmalarını düşündü. Belli ki bu pek de tahmin ettiği bir biçimde sürmeyecek bir buluşma olacaktı. İnanamayarak bir 'hah' sesi çıkarttı ve istesizce gülmeye başladı. Durumun trajikomik bir hale dönüşmüştü. Bir de kendisini değiştirmeyi düşünüyordu. Gerçekten saçmalamış olmalıydı. Aklına çalar saatini alanlar geldi ve onlara teşekkür etmekten kendini alamadı. Eğer saati yerinden alanlar olmasaydı, işte o zaman Mara gerçekten üzülebilirdi ve onlar da istediklerini alırlardı. Ama neyse ki işler tam planladıkları gibi olmuştu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Mara Fisher   C.tesi Mart 20, 2010 5:38 pm

Betimleme: 17/20
Akıcılık: 17/20
Uzunluk: 19/20
Yazım ve noktama: 9/10
Anlatım bozukluğu:7/10
Hayal gücü: 16/20

85^^.

Hoşgeldin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Mara Fisher
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp dışı :: Karakter Onaylama-
Buraya geçin: