Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Diana

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: Diana   Paz Nis. 04, 2010 9:49 am

Clémence benim ilk hesabımdır.
Yüzyıllardır süren bir lanete kurban gitmenin ne demek olduğunu 16 sene sonra anladı Clémence. Moroi babasının bir aşifte uğruna annesini bırakıp gittiğini öğrendiğinde evdeki herşeyi yıkıp geçmişti. Karşısında acizce ağlayan o Kraliyet züppesi halasına bağırarak; "Lanet olası.Bana o herifin öldüğünü söylediniz.Yıllarca.Ağladım , melekler kadar iyi babamı tanıyamadığım için kahroldum.Ama benim babam ahlaksız bir paranoyakmış." dedi. Halası erkek kardeşini savunmaya geçmek istiyordu. Ama o lanet adamın savunulacak hiçbir yanı yoktu. Clémence o adam yüzünden annesini kaybetmişti. Yıllarca halasının yanında yetişmişti.Halası bunları ona anlattığında Clémence sinirle herşeyi bir kenara fırlattı. Halası güçlü bir kraliyet hanımıydı. Ama egosu kendi yiğenine işlemezdi. Halası Adelaide; "Böyle söyleme Clémence. Annen ve baban genç moroilerdi. Annen çok güzel ve tazeydi. Ve kardeşimde gençti. Tutku onun benliğini ele geçirmişti." dedi. Clémence yalanlara daha fazla katlanmak istemezcesine ellerini kaldırdı ve; "Bana o adinin yerini söyle." dedi. Halası korkuyla gözlerini açtı. Clémence halasının oturduğu masaya ellerini vurdu ve; "Bana onun yerini söyle. Kalbine birşeyler saplamayacağım merak etme. " dedi. Halası tam adresi verdi. Ardından Clémence tam giderken ona; "Kardeşime birşe yapma Clém. Unutma o senin baban." dedi. Clémence içli bir kahkaha attı; "İkinizinde canı cehenneme. O adam için elimi kana değil hiçbirşeye bulamam." dedi ve büyük tahta kapıyı iterek dışarı çıktı.


Gece ıslak ve ürkütücüydü. Issız sokaklar köpek uğultularından başka birşey barındırmıyordu. Bir Moroi bu saatlerde dışarıda olmamalıydı. Çünkü Clémence'in bir gardiyanı bile yoktu. Sokak ışıkları ıslak yerleri belirgin olmayan , nahoş bir şekilde aydınlatıyordu. Bu saatlerde aklını şuhu düşünceler kaplamış sarhoşlar olabilirdi en nihayetinde. Clémence umursamadı ve adrese doğru ilerledi. Büyük bir ev karşısında sağlam temelleriyle dikilmişti. Camın önünde gölgesi yansıyan bir adam ayakta,elinde birşeylerle uğraşıyordu. Ve yanında ona sırnaşan genç bir kadın vardı.Clémence kemerindeki gümüş kazığı yokladı. O kadının kalbine geçirebilirdi. Bir Strigoi olmalı ve o adamı canice öldürebilirdi ama o adam buna değmezdi. Sonsuz bir laneti yaşamak gereksizdi o adam için. Clémence kapıya kuvvetli bir yumruk savurdu. Kapıyı çalarcasına değilde parçalarcasına. Geceyi yarıp geçen yumrukların sesi kesildi. Kapı güçlükle açıldı. Karşısında saçları omuzlarına inen , Clémence'in aynısı renklere sahip olan keskin hatlı , yaşlı olmasına rağmen yakışıklı bir adam geldi. Adam şuhu dolu sesiyle; "Bu saatte ne arıyorsunuz burada. Ve kimsiniz." dedi. Gerçekten tanıdık bir ispanyol aksaanı vardı. Clémence gözlerini çevirdi. Adama; "Beni tanımadığına inanamıyorum." dedi sinirle. Adam iyice süzdü Clémence'i. En sonunda sessizliği bozan bir homurtu çıkararak; "Hayır tanıyamadım genç bayan. Kendinizi tanıtırmısınız." dedi.Clémence isyan ederek; "Clémence Dimitri. Annesini bir aşifte uğruna bir kenara atıp bıraktıktan sonra annesini kaybeden ve babasının adi , doyumsuz bir paranoyak olduğunu öğrenen bir Moroi Kızı." dedi.


Adamın gözleri geceyi aydınlatırcasına masmavi parlayarak açıldı. Gerçektende ona benziyordu Clémence. Yüzü , saçları ve hatları. Adamın eli bir an titredi ama kendini kontrol etti. Ve; "Neden inanmalıyım ki sana?" dedi. Clémence dişleri arasından; "Herkes senin gibi adi bir Moroi değil Flavio Dimitri." dedi. Sesi geceyle dans ediyor gibiydi. Adam onu içeri çekti. O adama baba kelimesini bile söylemek istemiyordu. Ona koltuğa oturmasını söyledi. Clémence oturmadı. Elini göğsünde topladı. İçeriden bir kadın geldi. Kızıl saçlı , beyaz tenli ve simsiyah ölüm diye bağıran gözleri vardı. Ama kadının görünüşü bir ödleği andırıyordu. Muhtemelen gardiyan arkasına saklanan o aman-kıçıma-zarar-gelmesin tarzındaki kraliyet aşağılarındandı. Flavio'ya; "Bu genç bayan kim sevgilim." dedi. Clémence o an onu saçlarından tutup evirip çevirmeyi çok istedi ama yerinde durdu. Adam; "Kızım..." dedi içli bir şekilde. Kadını içeri gönderdi. Ardından Clémence'e döndü ve; "Kızım. Seni bulmayı yıllarca istedim. Annen beni aldatmıştı. Boşyere gitmedim. Bir evladımın bir kız evladımın olduğunu duyunca çok heyecanlanmıştım. Seni aradım ama izini bulamadım. Sonra ümidi kestim." dedi.Yalan söylediği her halinden açıkça belli oluyordu. Clémence gözlerini çevirdi. Cebindeki kazığı çıkardı ve adamın üstüne atlayıp kalbine dokundurdu. Soluyarak; "Bunu kalbine saplamamamın en büyük sebebi ne biliyormusun. Babam olman değil.Senin gibi bir adinin kanını elime sürmekten tiksinmem.Ama o kadına saplayabilirim.Çünkü o ölümü hakeden bir fahişe.Annemi ellerimden alan kadın o.Seni bizden koparak satılık bir moroi o." dedi.


Adamın gözleri şaşkınlıkla açılmış duruyordu. Kadın içeride kapıyı dinliyor olmalıydı. Clémence yerinden doğruldu. Kazığı kenara fırlattı. Ve; "Ama ne senin için ne de onun için lanet bir Strigoi olmayacağım." dedi kükreyerek. Hızla evden ayrıldı. Babasının böyle bir adam oluşuna çok üzülüyor ve lanet ediyordu. Issız sokak geceyi hoş karşılamamıştı. Sert bir hoyrat vardı. Yapraklar uçuşuyor ve bir uğultu çıkarıyordu. Korku filmlerinin en basit cinayetlerinin yapıldığı sahnelerine benziyordu ambians. Londra ilk defa böyle bir hoyrat görüyor olmalıydı. Clémence halasının evinin yerine annesiyle yaşadığı , 6 senedir boş olan evlerine gitti. Evdeki hizmetçiler belki birgün gelirler diye Clémence'i beklemişlerdi. Clémence ortak hesaptan paralarını alabileceklerini söyledi. Onlara minnet dolu ve yorgun bir gülücük yolladıktan sonra yeni gibi duran evinin odasına çıktı. Yatağa yattı ve ayaklarını kendine çekti. Şu ultra-aptal-klişe-vampir-aşkı filmlerindeki gibi bir an yaşıyordu. Şu imkansızlıklar yüzünden terkedilen sarsak kızın 4 romanlık hikayesi gibi. Clémence gözlerini yumdu ve sinirini üzerinden yavaşça attı. Rüyası herzamana kıyasla daha huzurluydu.


En son Diana Manderland tarafından Cuma Nis. 16, 2010 9:10 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Océane Clémente
Ravenclaw 5. Sınıf & Bina başkanı & Takım Kaptanı
Ravenclaw 5. Sınıf & Bina başkanı & Takım Kaptanı
avatar

Kadın Özel yetenek : Metamorfmagus
Rp Partneri : Lasthe.
Kan durumu : Melez
Mesaj Sayısı : 846
Kayıt tarihi : 16/03/10

MesajKonu: Geri: Diana   Paz Nis. 04, 2010 10:10 am

Betimleme: 10/20
Hayal gücü: 10/20
Akıcılık: 15/20
İmla ve noktalama: 8/10
Renklendirme: 7/10
Uzunluk: 5/20

Elli beş.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
Océane Clémente
Ravenclaw 5. Sınıf & Bina başkanı & Takım Kaptanı
Ravenclaw 5. Sınıf & Bina başkanı & Takım Kaptanı
avatar

Kadın Özel yetenek : Metamorfmagus
Rp Partneri : Lasthe.
Kan durumu : Melez
Mesaj Sayısı : 846
Kayıt tarihi : 16/03/10

MesajKonu: Geri: Diana   Ptsi Nis. 12, 2010 6:44 pm

Başlık, kullanıcının yeni bir Rp bırakması için açılmıştır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Diana   Salı Nis. 13, 2010 3:22 pm

Sonun başlangıcı.


Hayatım sona ermişti artık.Her şeyimi kaybetmiştim.Yanlızdım artık.Onu kaybetmiştim.Çaresiz ve bitap düşmüştüm.Bunun farkındaydı herkes.Artık bir ölüden farkım yoktu.Yemek yemiyor,konuşmuyor ve pencerenin önünden kalkmıyordum.Belki gelir diye.Ama o gelmiyordu.Bekliyordum.Bir an bile o pencerenin önünden ayrılmadan bekliyordum.Beni bir an bile yalnız bırakmıyacağını biliyordum.İçimdeki umut ışığı sönmüyordu.Sönmeyecekti de. Ben onu kaybedemezdim. Onsuz yaşayamazken onun yokluğuna nasıl dayanırdım. O benim şu dünyada sahip olduğum tek varlıktı. Çevremdeki insanlar artık bana umutsuz gözüyle bakıyordu. Bunu fark ediyordum. Benden artık uzaklaşmaya başlamışlardı.


2 gün önce

Herşey bugün başlamıştı.O gün sabah evden erken çıkmıştım. İçimdeki ses Bir şey olacağının habercisiydi sanki. Ama bunu kimseye belli etmemiştim. Belki de bu yüzden herşeyin sorumlusu bendim. Elimden bir şey gelmemişti. Gelememişti. Hava o gün aşırı derecede kasvetliydi. Sanki kara bulutlar sadece benim üstümdeydi. Sadece benim ailemin üstündeydi. Korkuyordum ama belli edemiyordum. Belki de sadece bir histi. Gelip geçici olduğunu düşünmüştüm. Havanın iç karartan kasveti yetmezmiş gibi bir yandan da yağmur yağıyordu. Kesilmeyecekcesine daha da hızlaranara yağıyordu. Bitmeyekti bugün sanki. Sanki sonsuza kadar bugünü yaşayacaktım.

Gece yarısına doğruydu sanırım. Tam olarak hatırlayamıyorum. Pencerenin önünde oturmuş onu bekliyordum. Saatin epey bir geç olamasına rağmen gelmemişti. Telaşlanıyordum. Ateşim yükseliyordu sanki. Berbat bir günün ardından onun eve daha gelmemiş olması içimdeki korkuyu daha da körüklüyordu. Kapının çalmasıyla irkildim. Onun arabasını görmemiştim. Hem o gelse gelmeden önce arardı. Ama bu sefer arayan olmamıştı. Korktum.Koşar adımlarla kapıyı açmaya gittim. Kapının yanına gittiğimde kapının hemen yanında duran aynaya baktım.Biraz solgun görünüyordum ama olsun. O beni her halimle sevmişti. Kapıyı büyük bir sevinçle açtım.


Karşımda gördüğüm benim aşkım değildi.Başka biriydi. İçimi garip bir his kaplamaya başlamıştı. Ne oluyordu benim sevgilim neredeydi. Karşımda iki tane üniformalı adam duruyordu. Adamlar ciddi bir surat ifadesi içindeydiler. Bu beni daha da korkutmuştu. Neler oluyordu. Adamlardan biri daha fazla beklemeden hemen konuşmaya başladı.

'Merhaba bayan.Acaba siz Bay Clark'ın eşi misiniz?'dedi. Ne tepki vereceğimi şaşırmıştım. Ne demeliydim acaba.
-'Evet benim. Ne oldu acaba. Kocam nerede?'
olor=darkred]]-'Bayan çok üzgünüm ama size söylememiz gereken Bir şey var.' Adamlar konuştukça ben heyecanlanıyordum. İçimdeki korku büyüyordu. İçime sığmayacak bir hal alıyordu.
-'Ne söyleyeceksiniz. Burada tam olarak neler dönüyor anlamış değilim.' Adamlardan iri yarı olan söze atladı hemen.

-'Sizden metanetinizi korumanızı istiyorum.Eşiniz bir trafik kazası geçirdi.Ve maalesef hayatını kaybetti.' Adamın söylediklerini tam olarak kavrayamamıştım.Benim kocam ölmüş olamazdı. Bu mümkün değildi. Böyle bir şey olamazdı. Gerçek değildi bu. Sadece gördüğüm bir rüyaydı.Birazdan uyanacaktım ve bitecekti. Gene normal yaşantıma dönecektim.

Ama olmadı. Gözlerimi hızlı bir şekilde kapatım açtım. Karşımda duran adamlar gerçekti. Ama söyledikleri gerçek olamazdı. Adamlar birşeyler konuşuyordu. Bana bir şey demeye çalışıyordular. Ama duyamıyordum. Sadece beynimde uğuldayan sesler vardı. Herşey kararmaya başlamıştı. Göremiyordum artık. Gözlerime bir perde inmişcesine ayakta durmaya çalışıyordum. Daha fazla dayanamadım.
Gözlerimi açtığımda bir hastane odasındaydım. Çevremde tanıdığım herkes toplanmış bana bakıyordu. Gerçekten günün bu kadar kötü olacağını tahmin etmemiştim. Hayatımın bittiği gün olduğunu düşünüyordum. Ama bir şekilde dayanmalıydım. Onun için dayanmalıydım.

2 gün sonra.

Herşeyin koca bir yalan olmasını beklerken pencerenin önünde oturuyordum. Onun için dayanıyordum. İçimdeydi ve ondan vazgeçmeyecektim. Zaten vazgeçemezdim de. O bana sevdiğim adamdan kalan tek şeydi. Her zaman isteyip de sahip olamadığımız varlıktı. Keşke diyordum keşke daha erken olsaydı. Keşke o da varlığını hissedebilseydi. Ama belki de hissediyordu. Gökyüzünde diğer meleklerin arasındaydı. Öyle olduğuna eminim. O ancak bir melek olabilirdi. Onun kadar iyi onun kadar muhteşem biri ancak bir melek olabilirdi.

Kafamı kaldırıp odanın içine bakmıştım. Herşey aynıydı. Ama bana değişmiş geliyordu. Sanki başka bir yerdeydim. Ama aslında değildim. Karşımda duran kanape onunla uyuduğumuz kanepeydi. Yanında duran şöminede romantik geceler geçirmiştik. Şaraplarımızı yavaş yavaş yudumlarken gözlerimizi birbirimizden ayıramıyorduk. Odanın rengini birlikte seçmiştik. Aslında o fildişi istiyordu. Ben ise lila. Bana kıyamamıştı. Rengi lila yapmıştı. Ama onun da istediğini biliyordum. Zevklerimiz her zaman aynı olmuştu. Zaman zaman çakışmıştı ama her zaman bir anlaşmaya varmıştık.
Elveda
Tekrardan dışarıda yağan yağmuru seyretmeye başlamıştım ki. Feci bir şekilde ağrı girmişti. Yapabildiğim teş şey bağırmaktı.

-' Aaaa...' Bağırmamadan çok geçmemişti ki odaya herkes doluşmuştu.

-'Yardım edin.'Diyebiliyordum sadece.Bağırıyordum. Avazım çıktıkça bağırıyordum.Abim beni bir hışımla kucağına aldı.Hızlı adımlarla beni sarsmadan götürüyordu.Önümü göremiyordum.Sadece şiddetli sancıları hissediyordum. Sanki içimde patlamaya hazır bir bomba vardı. Beni deli edecekcekçesine dışarıya çıkmak istiyordu.

Aradan belki 10 dakika geçmişti ki kendimi bir sedyenin üstünde bulmuştum. Buraya nasıl geldim hiçbir fikrim yoktu. Zaten içinde bulunduğum durum bunun tek açıklamasıydı. Kokuyordum. Ama garip bir korkuydu. Sevinçle karışık bir duyguydu. Çevremdeki herkes koşuşturup duruyordu. Bir yandan hemşireler bir yanda doktorlar çevremde toplanmıştı. Beni büyük bir kapının içinden geçirdiler. Bağırıyordum. Soluğum kesilene kadar bağırıyordum. Sancılar daha da sıklaşmıştı.

Bir saunadaymış gibi ter içinde kalmıştım. Konuşamıyordum. Sadece iniltilar ve bağırışmalar çıkıyordu dudaklarımdan.

Mutluluk bu olsa gerekti. Karşımda dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellik duruyordu. Bu şimdi bana mı aitti. Olamazdı. Ben bu kadar güzel bir varlığa sahip olamazdım. Ağlıyordu. O ağladıkça ben de ağlıyordu. Gözyaşlarım istemsiz bir şekilde yanaklarımdan aşağıya boşalıyordu. Ona sarılmak doya doya sarılmak ve hiçbir zaman bırakmamak istiyordum. Hemşireler yanıma getirdiler ve kucağıma bıraktılar. Çok küçüktü. Minicikti. Her an kırılmaya hazırdı sanki. Ardından düşle karışık bir şey gördüm. Aşkım,bircik sevgilim karşımdaydı.

-'Seni bekliyorum bitanem.Hadi gel.'
-'Ama olmaz bitanem.Gelemem ona kim bakacak.Ben onsuz yapamam.'
-'Gel bebeğim.O burada daha güvende olacak.'
İstemsiz bir şekilde onun yanında gitmek istiyordum.Ondan ayrılmak bana çok zor gelmişti. Ona kavuşmak istiyordum. Sonsuza kadar onun yanında olmak istiyordum.Son bir kez bebeğimin kokusunu içime çektim. Derin derin içime çektim. Artık onu göremeyecektim.
-'Geliyorum aşkım.Beni bekle.' dedim.
Her şey artık son bulmuştu. Öldüğümün farkındaydım.Ama onu iki tane meleğin koruyacağından hiç şüpem yoktu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brenda Stormrage
Hufflepuff 5. Sınıf & Bina Başkanı & Takım Kaptanı
 Hufflepuff 5. Sınıf & Bina Başkanı & Takım Kaptanı
avatar

Kadın Rp Partneri : İan Joseph Somerhalder (L)
Kan durumu : Safkan..
Mesaj Sayısı : 510
Kayıt tarihi : 19/12/09
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Diana   Perş. Nis. 15, 2010 8:34 pm

Bu rp'nin senin olduğuna emin misin??



http://holdric-legend.my-rpg.com/karakter-onaylama-f3/angel-moon-t615.htm burda da aynısı varda..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Diana   Cuma Nis. 16, 2010 9:10 pm

ilk rp editlendi..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Monica Schafer
Dungeon Master
Dungeon Master
avatar

Kadın Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1384
Kayıt tarihi : 19/12/09

MesajKonu: Geri: Diana   Cuma Nis. 16, 2010 9:11 pm

Çalıntı Rp kullanmak suçtur. Üye bu yüzden ban alabilir.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Vanilla &Waffle

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Diana   Cuma Nis. 16, 2010 9:12 pm

özür dilerim hatalıyım Sad
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Monica Schafer
Dungeon Master
Dungeon Master
avatar

Kadın Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 1384
Kayıt tarihi : 19/12/09

MesajKonu: Geri: Diana   Cuma Nis. 16, 2010 9:15 pm

uyarı seviyen 2ye çıkıyor. Rpni Brenda puanlar.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Vanilla &Waffle

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://holdric-legend.my-rpg.com
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Diana   Cuma Nis. 16, 2010 9:16 pm

tamam Sad
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Diana   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Diana
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp dışı :: Karakter Onaylama-
Buraya geçin: