Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry
 
AnasayfakapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kara Mesih

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Maurice Diablotine
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Erkek Kan durumu : Melez
Mesaj Sayısı : 18
Kayıt tarihi : 28/04/10

MesajKonu: Kara Mesih   Paz Mayıs 02, 2010 12:47 am

3 sene önce hikaye tadında yazmış olduğum kurgudur.Devamını birtakım sorunlar yüzünden getiremedim.Umarım hoşunuza gider.İyi okumalar şimdiden.^^

KARA MESİH

GİRİŞ:NECRO ELF


KIZIL GÖK YILLARI ; MARAJİN KITASI , SİLVAN DİYARI, KARA KULE

İki nesildir süren Yaşayan Ölü(Undead) işgali Silvan(Orman Elfi) halkını harap etmişti.Bir türlü sonlanmayan bu kuşatma,artık içinden çıkılamaz hale gelmişti.Zalim Undead lordu, aynı zamanda bu istilanın büyücü-komutanı İsander, Elflerin kara büyüye karşı olan savunmasını artıran yeşil alan etkisini kaldırmak için çoraklaştırma büyüsünü hazırlıyordu.Veziri, tayfların lideri olan Zoromund ise Golem yaratma tekniğini geliştirmiş, yeni bir tür olan kan golemi üzerinde çalışmaktaydı.


"Sana nefret duymuş birinin kanını kullanmak golemin zalimliğini o kadar arttırır Zoromund."Diye tısladı İsander.

İsander, Ejder Sonu Yılları'nda ejder büyücüsü iken kara sanatlara yönelerek ölümü reddetmişti.Kendisiyle beraber bunu gerçekleştiren başka büyücüler de meydana çıkınca, efsanevi Lich konseyi kurulmuştu.İsander Lich olmayı başaran ilk ölümlü olduğu için bu konseye başkanlık etme onuru ona verilmişti.

"Dikkat ettim de.Kanı kaynatmaktan çok kin dolu bir kanla bu işe kalkışmak daha etkili oluyor." Dedi Zoromund.

"Güzel...Sandığımdan daha da zekisin." Diye cevapladı İsander.İçinde bulunduğu kuleden alevli ormana baktı, ne kadar da çabuk sönüyordu alevler.Elfler hakkında çok şey biliyordu.Doğayı iyileştirmek konusundaki ustalıklarına eskiden beridir hayrandı.Bunu engellemek için toprağı çoraklaştırması gerekiyordu.Çünkü Kara alev çorak toprakta baş edilmesi mümkün olmayan bir hale gelirdi.Derinden bir kahkaha attı.Kahkahası tarif edilemez bir böğürme sesiyle yarıda kaldı.İlk kan golemi Zoromund'un çalışma kazanında can bulmuştu.

"Aferin Zoromund.Dedenden bile daha zalim bir şey yarattın."

Zoromund'un dedesi, tayfların bilinen ilk atası olan ruh emicilerdendi.Ejderhalar tarafından boşlukta mühürlenene kadar eski dünyaya sürekli korku salmıştı ruh emiciler.

---------------------------------------------

SİLVAN DİYARI, KARA KULE CİVARLARI


Alrael, atının böğrüne vurdu ve ormana doğru rüzgarla eşit hızda uçtu adeta.Duyduğu ses karşısında neye uğradığını şaşıran kolcu liderine ulaşmaktan başka yapacak işi olmadığını düşünmüştü.O ses...Sanki birden fazla ruh haykırıyor gibiydi.Bu ruhların arasından kardeşlerine ait bir ruh var mıydı diye merak etti.Bu yeni yaratılan şeyin bir kan golemi olduğunu farketmişti.Kulenin en üst katını ruhani serçe kuşuyla gözlerini birmiş gibi kullanarak görebiliyordu.Yalnızca doğal elementlerle yapıldığı bilinen golemlere zalim bir kardeş katılmıştı...

Alrael kolcu kampına vardığında Erankunt karşıladı onu.Dolgorian ormanını adı gibi bilen Erankunt, kolcu birliğinin lideriydi.Alrael'in yüzündeki ifadeden nasıl bir endişe olduğunu sezince yüzü ciddileşti.


"Kardeşim Alrael...Yüzündeki ifadeye bakınca karanlık bir haber seziyorum.Ne getirdin bize?"

"Zalimlik ve kötülük getirdim." Dedi alaycı bir ifade ile Alrael.

"Lordum.Lich korkunç bir şey yarattı.Ölen kardeşlerimizin kanlarından bir golem!Kan golemi!"

Erankunt bunu duyunca kafayı yedi.

"Nasıl olur?Bu imkansız!" Dedi çaresizce.

"İmkansızlar bu diyardan göçeli nesiller oldu Lordum." Diye karşılık verdi Alrael.

"Bunu hemen kraliçemize bildirmeliyim.Her an tetikte olun.Kamp gözcülerine kırmızı alarm verin.Yarasanın bile geçmesine izin vermesinler.Vampir casusların varlığından şüphe etmekteyim. Alrael...Komuta sende! Gururlu ölüm sizinle olsun kardeşlerim!" Dedikten sonra puması Puranvi ile komuta merkezinin yolunu tuttu.


SİLVAN DİYARI, SİLVANERA KALESİ

Kraliçe Eminjaraya meditasyondaydı.Yeşil alan büyüsü için harcadığı zihin gücünü yeniden kazanmaya çabalıyordu.İçerde olmasına rağmen dışarıda hızlı bir hareket olduğunu sezince zümrüt gibi parlayan gözlerini açtı.


"Kapı açılsın ve ulu Lisanor oğlu yiğit Erankunt ve ırkının en şanlısı Puranvi içeri alınsın!" Diye seslendi hizmetkarlarına.

"Kraliçem." Dedikten sonra eğildi Erankunt.

"Lütfen, Erankunt. Ayağa kalk. Ne bu hız bu telaş? Dinliyorum seni."

"Kraliçem.İsander kardeşlerimiz kanlarından golem yapıyor.Kan golemi olduğu söylendi bana.Kolcularımı endişelendirmemek için korkularımı sakladım.Ne yapabiliriz diye sizinle fikir alışverişinde bulnmaya geldim.Büyü kırıcılar meditasyondan çıktılar mı?"

Kraliçe hiç istifini bozmadı.Şaşırmamıştı bile.
"Hımmm...Çok kötü...Büyü kırıcılar yorgun...Kara alevleri söndürmeyi başardılar.Fakat onlar ve benim için çok yıpratıcı bir iş oldu..."

"Olorinas'tan yardım get..."Derken kraliçe büyük bir hışımla Erankunt'un sözünü ağzına tıkadı.
"OLMAZ! Bizi yıllardır kuşatmadayken izleyen Olorinas'a muhtaç değilim.Defolup gitsinler.Oraya benden habersiz haber götürenlerin, Undead ırkından farkı yok benim için."

"Bağışlayın kraliçem." Dedi Erankunt hüzünlü bir ifade ile.Erankunt normal elf ömrüne oranla çok genç bir yaşa sahipti fakat olacakları sezebilme konusunda bayağı bir yetenekliydi.Destek olmadığını varsaydığında pek iç açıcı şeyler düşünemiyordu bu savaş hakkında.Kısa süren sessizlikten sonra Erankunt konuştu.

"Ormana geri dönmem lazım kraliçem.Çarpışmaya az kaldı.Şans bizden yana olursa gelecek düşmanları geri püskürtürüz.Ormana ve yeşile!" Diye bir nara attıktan sonra kraliçeye selam verip Puranvi'nin sırtına atladı.

"Yolun açık olsun..."Diyebildi Eminjaraya.Bir an için ormanın içinden bir yılkı ile uçarcasına geçen yüce elf siluetini hayal etti Eminjaraya...Eski huzur dolu zamanlarını hatırladı.Atanruya ile birlikte yaşadığı aşkı...Şimdi o elf ölüm döşeğindeydi.Onu affetmeyi hala kendine yediremiyordu Eminjaraya.Silkinip kendine geldi ve ırkdaşlarına yapılması muhtemel olan herhangi bir kara büyünün etkisini azaltacak olan kutsama için çalışmalara başladı.Korkuyordu...

----------------------------------------------------------
SİLVAN DİYARI, KARA KULE

"Yüce efendi İsander...Vampir kardeşlerim ve ben Elf kanına susadık! Daha ne kadar bekleyeceğiz? Emir verin, yarasa olup sızalım şu elflerin hatlarına!" Diye konuştu Varkorn.Varkorn, asi bir vampir avcısı iken Vampir-Undead savaşında, İsander tarafından kullanılan bir yiğitti.İsander, bu savaşı kazanmak, vampirleri kendi himayesi altına almak için Varkorn'a ihanet edip Varkorn'u vampir-krala vermişti.Bilindik son, Varkorn'u daha zalim; hatta ileride vampir-kralın yerini alacak kadar da kudretli bir hale getirmişti.

"Hah! Külleri şu ormanda hala uçuşmakta olan ataların seni kendi elleriyle gümüş suyuna atarlardı bu laflarını duysalardı çevik Varkorn!Karşında, beyni çiğ et yemekten körelmiş kara kanlı orklar ya da ceviz beyinli goblinler yok! Doğayı bilen, sahte oyunları ayırt edebilen Silvan ırkı var! Kuş gibi avlanmak mı niyetin? Sabırlı ol ve kan golemlerinin çoğalmasını bekle!Varsın görsün kan golemlerini düşman.Yeterince kan olacak sizin için!"diye gürledi İsander.Varkorn, sessizce başını öne eğdi ve karanlık bir toz halinde ortadan kayboldu.

-----------------------------------------------------------------
MARVAN DİYARI , OLORİNAS
Olorinas...Marvanların(Yüce Elfler) başkenti...Ejder Sonu Yılları'nda çıldıran ejder büyücülerinin bozamadığı tek yer...Nice vampir ataları, ejder büyücüleri helak olmuştu burada...O şanlı günlerle anılan Olorinas, bugünlerde kasvetli bir keder içindi yüzmekteydi.Orklar tarafından bile saygıyla anılan barışçı ulu lider Atanruya, ölüm döşeğindeydi.İsander'in kendisi gibi Lich olan ölümcül dostu Liksonzir, Atanruya'yı gafil avlamıştı.Vampirlerle yapılan son savaşta Liksonzir ona ölümcül bir Lich büyüsü olan böcek fırtınası yollayarak fena yaralamıştı.Hiç bir Elf şifacı çare bulamadı bu yaraya.Oğlu Atakenro'ya göre bu Undead büyüleri başarılı yapıldığında asla telafisi olmayan yaralara neden olurlardı.Kara sanatlar hakkında bilgisi olan Atakenro babasından umudu kesmişti.

Atakenro, Silvanların istilada olduğundan haberdar olmasına rağmen, elleri kolları bağlı duruyordu.Çünkü babası kendinden geçmeden önceki son sözünde Silvanlara yardım edilmeyeceğimi söylemişti.Biricik aşkı Eminjaraya'ya duyduğu öfke, Atanruya'yı ölüm döşeğinde bile yumuşatmamıştı.Atakenro ise kraliçeden çok canı gibi sevdiği Erankunt'u düşünüyordu.Çünkü Eminjaraya onun annesi değildi.Erankunt'un bir haberi bile yeterliydi Atakenro için.


"Neredesin lanet herif!" Dedikten sonra kızıl göğe doğru bakakaldı Atakenro...

------------------------------------------------------------------

SİLVAN DİYARI, KARA KULE

"Ne görüyorsun Zoromund?" Dedi İsander.

"Kara alevler sönmekte.Orman yeniden hayat buluyor adeta...Ölü bükücüler sıvışıyorlar.Ne yapacağız Lordum?"

"Güzeeel...Ölü bükücülerin işi tamamdır; şimdilik yani.Umarım sıvışırken iskelet ve toprak golemi bırakmayı akıl etmişlerdir.Yeni golem ırkını deneme sırası geldi! HA HA HA HA!"

"Lordum.Tayflarımız da hazırda beklemekteler.Onlar olmadan kolcuların hedeflerini şaşması imkansız.Nasıl olsa büyü kırıcıları yorgun düştü.Tek derdimiz ulu ak büyücüler..." Diye devam ediyordu ki Zoromund; İsander lafını böldü.

"Hah!Kaç ak büyücü benim zulmüm karşısında ayakta durabilir?Bizzat ben komuta edeceğim bu saldırıyı.Eminjaraya benim olacak! Çoraklaştırmayı benim emrimle nereye yapacağını unutmamışsındır umarım.Atımı hazırlamaları için seyislere haber verin!" Diye bağırdı İsander.Zoromund bile korkmuştu.

"Emredersiniz lordum.Çoraklaştırma büyüsünü istediğinz anda ormanın uzak yarısına yapacağım."

----------------------------------------------------------------------------

SİLVAN DİYARI , KOLCU KAMPI

"Düşmanda hareketlilik seziyorum."Diye söylendi Alrael.Oldukça endişeli bir halde etrafına bakınmaktaydı.Kolcular daha ne ile karşılaşacaklarından habersiz yiğitçe ortalıkta dolanmaktaydılar.Adamlarının yeteneğinden şüphesi yoktu fakat kan golemlerine karşı koymak pek de kolay olmayabilirdi.Emindi ki çoğu kardeşi ölecekti...Birden düşüncelerden silkindi.

"Kolcularıma söylemem lazım.Ak büyücüleri uyarsınlar."Arkasını döndüğünde Erankunt'un kampa ulaştığını Puranvi'nin kükremesinden anladı.
"Hoşgeldin lordum.Umarım güzel haberlerin vardır." Dedi Alrael.

"Maalesef.Kraliçe, Olorinas'a haber göndermeme izin vermedi.Savaşı bir başımıza yapacağız..."

SİLVAN DİYARI, KARA KULE CİVARLARI

Karanlık büyülerle donanmış ordusunun başında tüm heybetiyle duruyordu İsander.Kan golemleri ve tayfların içler ürperten sesleri adeta huzur veriyordu İsander'e.Kırmızı gözlü, ateş yeleli, ürkütücü Sonkoran atının üstünde eski heykeller misali gururlu bir duruşa sahipti.Her türden zırhı kağıt gibi ezebilen, kara büyü işlenmiş dikenli gürzü ay ışığında parladı.Aklında bir tek Eminjaraya vardı İsander'in.Lich olmasına rağmen, bastıramadığı tek tutku Elf kraliçesine olan aşkı olmuştu.Siyah saçları, zümrüt gibi gözleri ve buğulu bakışları sayesinde Eminjaraya onun takıntısı haline gelmişti.İsander bu güzelliği elde edebilmek uğruna ölümü reddetmişti...


"Efendimiz...Ne buyuruyorsunuz?Savaş planını neye göre yapalım?"Dedi Zoromund.O da sabırsızlanıyordu.Kendi soyunu lanetleyip, huzurlu ölüm tatmasını engelleyen Silvan halkına duyduğu kin yüzünden, onları harcamak için can atıyordu.Hİç bir yaşayan uzun kulaklıdan haz etmezdi.Bu onun için müthiş bir kıyım olacaktı.

"Önce tayflar korku salacaklar.Ardından kan golemleri kolcu cephelerini taciz edecek.Kolcu kampına kolayca gireceğimizi umuyorum.Ak büyücülerle ilgili planım ise çok sinsi...Ak büyücüler vampirler tarafından harcanacak...Ama öncelikle bu lanet yeşil alanı ortadan kaldırmamız lazım.Çoraklaştırma büyüsünün parşömenleri burada.10-15 tane bu işlerden anlayan ölü bükücü al kendine.Daha sonra ritüeli gerçekleştir."Diye emretti İsander.

"Memnuniyetle efendimiz."

Zoromund parşömenleri aldıktan sonra ölü bükücülerin yanına gitti.Her birine kara lisanda birşeyler söyledikten sonra parşömenleri önlerine koydu.Kendi önündeki parşömeni açtıktan sonra ölü bükücülere baktı.Onlar çoktan parşömenleri açmışlardı bile.Gırtlaktan konuşmaya benzer bir şekilde şu sözler yankılandı:

"NİN. TİR. NAT. TAL. HRATH XSİNDORAS MUARYEG FİCHİ!!!"

Karanlık bir toz bulutuna benzer bir şey toprağı yalayarak ormanın uzak kısmına doğru yönelmişti.Ruhların dansı gibiydi...Toprak büyük bir gürültüyle çatırdıyordu kara toz bulutunun ilerlediği yönde.Toz bulutu yerine ulaştığında büyük bir gıcırtı duyuldu.Hemen ardından tayflar o bölgeye doğru hareketlendiler.Artık İsander'in en büyük saldırısını yapmasının sırası gelmişti.Taş taş üstünde bırakılmayacaktı.Silvan diyarı artık yok olmanın eşiğine geldi...

SİLVAN DİYARI , KOLCU KAMPI

Toprağı huzursuz eden kara toz bulutu tam da kolcu kampını vurmuştu.Toprak çeltik tarlasının kuruduktan sonraki haline benzer bir şekilde kararmıştı.Tüm Silvanlar adeta psikolojik bir çöküntüye uğramışlardı.Bu büyü yaşayan tüm varlıkların adeta yaşam enerjisini emiyordu...


"Neler oluyor?Toprak yapısı neden bu hale geldi?"Diye sordu Alrael Erankunt'a.Erankunt bakışıyla adeta Alrael'i deldi.Erankunt olan biteni çok iyi anlamıştı.Bundan sonra olacaklar için çok endişeliydi.Bu büyü, kara sanatların etkisini artıran bir alan büyüsüydü.

"Lanet olasıca çoraklaştırma büyüsü...Kara büyü ile ilgili herşey artık bu bölgede daha fazla hasar gücüne sahip.Irkımıza özgü çoğu doğa büyüleri iptal oluyor bu büyü sayesinde...İnancımızı yitirmeyelim kardeşim.Elbet bir yol bulacağız.Büyü kırıcılar olmadan bu büyüden kurtulamayız ama umutsuzluğa kapılmamalıyız.Kardeşlerim!Mevzilerinize yerleşin!Karşınıza gölgemsi ucubeler çıkacaktır.Bu ucubeleri alt etmenin tek yolu, onları özel Marvan büyüleriyle harmanlanmış oklarla kalbinden vurmaktır.Ayrıca bu yaratıklar tarafından yaralanan kardeşlerimizi sakın sağ bırakmayın!Çünkü bu ucubelerden alınan en ufak bir yara, karşısındaki canlıya azap çektirerek önce ölmelerini daha sonra ise hayaletimsi bir varlığa dönüştürür.Yani uzun lafın kısası,düşmanımız olan başka bir yaratığa dönüşürler.Hepinize güvenim tam.ORMANA VE YEŞİLE!" Diye bağırarak konuşmasını bitirdi Erankunt.Bu sözlerin ardından tüm kolcular verilen emirleri yerine getirmeye başladılar.

Gece tüm kasvetiyle uzanıyordu.Ay, sanki olacakları anlamış gibi hüzünlü bir görüntü veriyordu.Mevzilerdeki meşaleler, taşıyanlarının ruhunu yansıtıyormuş gibi titriyordu.Bu gece tam bir kıyım akşamı olacak bir görünüm vermekteydi genel olarak...Bu kadar kasvet dolu bir ortamda başka ne olabilirdi ki?

İşte ilk hareketlilik baş gösterdi.Tayflar rüzgar uğultusu havası uyandıran bir şekilde ormana doğru ilerliyorlardı.Menzile yaklaştıklarında kolcular yaylarını gerip atış pozisyonunda beklemeye başladılar.İlk işaret gelince büyülü okları saldılar.OK yağmuru tayfların üzerine sağanak bir şekilde yağmaya başladığı anda kulanlarda çınlamaya neden olan bir ses patlaması tüm elfler tarafından işitildi.Korkunç İsander'in lanet büyüsü...İsander, bu lanet büyüsünü yapmasından kısa bir süre sonra çoğu kolcu adeta korkudan ağlamaya başladı.Çığlık atanlar, kendisini kuleden atanlar, elindeki silahlarla kendisini yaralayanlar...Çoğu böylesine etkileyici bir lanetin altından kalkamayacak kadar güçlü değildi.Tayflar ok yağmuru altında ilerlemeye devam ettiler ve sonunda mevzilere ulaşmayı başardılar.Elfler artık iyice umutsuz bir hale geldiler.Çok geçmeden kan golemleri de mevzilere ulaştı.İğrenç yaratıkların verdiği hasar inanılmaz derecedeydi.Ayrıca etkisiz hale geldiklerinde korkunç bir basınçla patlayıp etraftakilere büyük zararlar veriyorlardı.Tıpkı bir beyin patlaması gibi olan bu patlamalar, bomba etkisi yaratıyordu adeta.Arkalarında ise Yaşayan ölülerin hükümdarı, büyücü-komutan ve ilk Lich, eski ejder büyücüsü İsander belirdi.Duruşu bile çoğu elfin bayılmasına neden oluyordu.Ulu lisanor oğlu Erankunt, bu kadar yakın mesafeden İsander'i gören ilk elf olmuştu.Ayrıca bu karşılaşma onun sonu olacaktı.İsander ölümcül gürzüyle Erankunt'a öyle bir vumuştu ki, Puranvi kas liflerine kadar parçalanırken Erankunt 40 metre kadar uzağa uçmuştu.Erankunt'un elf ömrüne göre kısacık olan ömründe, hayat sahnesinde gördüğü son şey kanlı bir yaprak olmuştu...

Ak büyücülerin uzaktan yaptıkları doğa büyüleri kan golemlerine işlemiyordu.Etki gösteren büyüler ise kan golemlerinin patlamasıyla son buluyor, bu da çevreye büyük hasar veriyordu doğal olarak.


"Ulu orman aşkına!Bu lanet golemlere büyülerimiz hiç fayda etmiyor.Derhal büyü kırıcıların gelmesi lazım!"Dedi ak büyücülerden biri.

"Onlara artık ihtiyacınız kalmadı ak büyücü..."Dedi Varkorn.Çoraklaştırma büyüsü sayesinde sızma işini çok kolay halletmişlerdi vampirler.Varkorn ak büyücüler golemlerle uğraşırken çok rahat haraket etmiş ve ak büyücünin arkasında belirmişti.Öte yandan tayflar ön safları temizleyip İsander ile beraber ak büyücülere ulaşmışlardı.

"Ak büyücüler!Size gücümü sunuyorum.Kıyım yaşanmadan gelin bana katılın.Sınırsız güç sizin olsun!"Dedi İsander.Onların ne kadar güç müptelası olduklarını bildiği için böyle bir şey demişti İsander.Buna cevap gecikmedi.

"Canın cehenneme!" Diyen ulu ak büyücü devasa ateş topunu İsander'e yolladı.İsander özel pelerini ile ateş topunu adeta futbol topu gibi gerisin geriye ulu ak büyücüye geri yolladı.Ak büyücü dondurma gibi eriyip yok olmuştu.Daha sonra Varkorn'a dönen İsander, Varkorn'a vaat ettiği şeyi sunmuştu:Ak büyücülerin kanı.Vampirler istedikleri kanı sonunda elde etmişlerdi.Ayrıca orman halkı ile aralarında hiç bir engel kalmamıştı.İsander savaşı kazanmıştı...

Alrael,korkudan titreyen atını sakinleştirmeye çalışırken bir yandan da ağlıyordu...Lideri Erankunt, gözleri önünde can vermişti.Ama nasıl olduysa o an asıl görevini hatırlayıp uzaklaşmıştı oradan.Çünkü birinin kraliçeye haber vermesi gerekiyordu.En azından savaşıın bittiğini...Kısa bir yolculuktan sonra iç kaleye varmıştı.Nöbetçiler kapıyı açtıklarında endişeli Alrael'i gördüklerinde onları da bir telaş sarmıştı.Anlaşılan savaş hiç de iyi gitmiyordu...


"Kraliçem...Savaşı büyük olasılıkla kaybettik.Savunmak için elimizden geleni yaptık ama tüm kolcu kamıpı yerle bir oldu...Haber verme görevi de bana düştüğü için sağ salim ulaşmak için uzaklaştım oradan...Orman halkının kaderi artık Lich'in elinde...Ayrıca...Erankunt...Puranvi...Başaramadılar."Bu sözleri söylerken adeta erimişti Alrael.Kraliçe ise tüm durgunluğuyla söze başladı.

"Onur ve şeref onlarla olsun...Sanırım zamanımız buraya kadarmış.Artık orman elflerinin çağı bitti...Büyücüler yok...Kolcular yok...Ne istiyor bu Lich? Seni azat ediyorum Alrael...Kaçarsan sana kızmayacağım.Yolun açık olsun."Diye sözlerini bitirdi Eminjaraya.Bundan sonra neler olacağını bilemediği için korkuyordu.Sanırım halkını hak etmiyordu...Doğru kararlar alamadığı için tüm bunlar gerçekleşmişti...Ölmek istedi bir an için.Yapacağı tek şey kalmıştı.O da Lich'in karşısına çıkmak...Üstüne kaftanını giyip dışarı baktı.O korkunç silueti buradan bile görebiliyordu.Hışımla dışarı kapıya yöneldi ve ipek saçlarını savurarak dışarı çıktı...

"Orman halkı!Sizinle alıp veremediğim yok.Kraliçenize aşkımı sunmaya geldim.Eğer kraliçeniz gelmeyecekse size zalimlik ve kıyımdan başka bir şey sunmayacağım!"Diye tısladı İsander.Halk korkudan yere kapanmıştı.Ağalayanlar, af dileyenler, mehamet bekleyenler... Varkorn'un derdi ise bambaşkaydı.

"Lordum İsander.Bize elf kanı sunacağınızı söylediniz.Fakat şimdi onlara zulmetmeyeceğinizi söylüyorsunuz.Bu nasıl iş?Yoksa uzun zamanki hisleriniz geri mi geldi?"Diye iğneli konuştu Varkorn.

"Dişlerini sökmemi mi istiyorsun yoksa elf kanı mı?Sabret biraz.Sana vaat ettiğimi vereceğim.Sadece biraz sabır."Diye cevapladı İsander.

"Göreceğiz lordum...Göreceğiz..."

Eminjaraya, beyaz ünikorn üzerinde tanrıça gibi görünüyordu. Zümrütten tek tek yontulmuş yaprak motifleriyle süslü tacı ise ona başka bir anlam katıyordu.Gözlerinde anlık bir hüzün belirdikten sonra tekrar eski soğuk bakışına döndü.İsander kraliçeyi gördüğünde, insanken kalbinin bulunduğu boşlukta bir sızlama hissetti.Bir zamanlar ejder otu toplarken gördüğü elfin bakışları hiç değişmemişti.İnsanlığını terketmesine rağmen ona karşı hala aşk besliyordu.

"Eminjaraya...Sözü uzatmayacağım...Sana bir teklifim var.Kabul edersen orman halkı kurtulur.KAbul etmediğin takdirde vampirler gerekeni yapacak."Dedi İsander.

Eminjaraya hiç istifini bozmadan atın üstünde bekledi.

"Teklifin nedir Lich?"

"Aşkımı kabul etmen...Benim olmanı istiyorum.Sana kadim aşkımı sunuyorum!"

"ASLA!Senin olacağıma varsın yok olsun orman halkı!"

"İyi düşün...Blöf yapmadığımı biliyorsun.KEndi çıkarın için halkını helak mı edeceksin?Aşkımı kabul et.Yoksa orman soyu tükenir."

Eminjaraya tamamen çaresiz kalmıştı.İsander'in son dediklerini görmüş gibi kahroldu.Orman halkı yok olursa, yüce elflere de sıra gelir diye düşündü.Yapacak tek şey vardı...Gözlerini hafifçe kapadı, başını öne eğdi.Bir süre böyle kaldıktan sonra buğulu gözlerini açtı ve başını kaldırdı.Elf zümrütü, zarafetin simgesi kraliçe Eminjaraya dönülmez bir yola sapmaya karar vermek zorunda bırakılmıştı...

"Aşkını kabul ediyorum Lich...Ama bir şartla.Orman halkımdan biri, sen ya da müttefiklerin tarafından kazara veya kasti bir zarar görürse beni yok bil.Ancak bu şartlar altında senin olabilirim."Dedi Eminjaraya.Ruhen ölüm fermanını imzalamıştı...

"Çok akıllı bir karar verdin.Sen tam bir kraliçesin.Tüm şartları kabul ediyorum.Bu toprakları bir daha uğramamak üzere terk ediyoruz.Kraliçem...Artık gidelim.Şatom; yani artık bizim şatomuz, bundan sonra bizim aşk yuvamız olacak.Zoromund!Varkorn!Kraliçeme sadakatinizi sunun.Herkes eğilsin!Yaşayan ölülerin ilk kraliçesi karşınızda!"

Bu sözler yankılanırken, yılkı üzerinde gözü yaşlı bir Silvan, hızla güneye doğru yol almaktaydı.

"Zavallı kraliçe...Halkı için ruhundan vazgeçti.Lanet olsun..." Diye iç çekti Alrael...

--------------------------------------------------------------

KIZIL GÖK YILLARI, MARVAN DİYARI, OLORİNAS

Ulu kral Atanruya sonsuzluğa ulşatıktan bu yana tam 20 yıl geçti.Kralın ölümü, ne hikmetse Eminjaraya'nın İsander'in eşi olduğu zamana rastlamıştı.Şimdiki Marvan kralı, Olorinas'ın efendisi Atakenro, derin düşünceler içindeydi.Ayak sesleri, dikkatini dağıtana kadar boş boş düşünceler içindeydi.Gelen Alrael'di.


"Hoşgeldin kardeşim Alrael."Dedi Atakenro.

"Orman halkının sadakatini getirdim.Onların size hala sadık olduğunu zaten biliyorsunuz.Yaralar sarıldıktan sonraki toparlanma sürecini de büyük ölçüde gerçekleiştirmiş bulunuyoruz.Fakat karanlık yer hala 20 yıl önceki gibi...Kim bilir kraliçe ne alemdedir..."Dedi Alrael.

"Bana ondan bahsetme.Adını duymak bile istemiyorum.Artık ona kraliçe diye hitap etmeyi bırakmışsındır diye düşünüyordum aslında...Neyse.Yaşayan ölüler rahatsız ediyor mu?"Dedi Atakenro.

"İlginçtir ki İsander sözünde durdu.Tek bir mahluk bile sınırımıza yaklaşmadı."

"Buna sevindim.Fakat aklımı karalayan garip bir şüphe var içimde.Ne bileyim...Sanki bir şeyler olacakmış gibi hissediyorum.Gel kardeşim.Kahin Mordemar'a gidelim.Belki bir şeyler görmüştür o da."

Mordemar'ın kaldığı kısma ulaştılar.Bu kısım tipik bir falcı çadırını andırıyordu.Çadırın giriş kısmında kemik parçalarından oluşan tılsımlar vs. bulunuyordu.Garip ışıklar yayan cisimler de işin tuzu biberiydi.Çadırdan içeri girdiler.Ak sakallı uzun saçlı birisi onları görünce ayağa kalktı.Mordemar, babası önemli bir ak büyücü olan bir yarı elfti.Babası Mordemar'daki önsezi yeteneiğini farkedince, uzun zaman önce onuEfsanevi Kaldir dağına 20 yıllık bir eğitime yollamıştı.

"Ulu Mordemar!Bilginize sığınıyorum.Uzun zamandır içimde bir dert vardı.Bu derdin kişisel olmaktn çok hepimizi ilgilendirdiğini düşünüyorum.Söyle bana ne görüyorsun?" Dedi Atakenro.

"Bilgi falan hikaye efendim.Sizin hissettiğinizi ben gördüm.Oturun lütfen." Dedi Mordemar.Kristal küreyi ovaladı.İçindeki dumanlı görüntü netleşince Atakenro neye uğradığını şaşırdı.Bu...Garip biriydi...Anlam veremedi.Mordemar hiç saçma hareketlere gerek duymadan haykırdı.

"Eminjaraya ve İsander'in oğlu!"15 yaşlarında bir çocuk vardı küredeki görüntüde.Geleceği belirsiz bir mahluk...

"Bu nasıl olabilir?Yaşayan ölü ve elften doğan bir çocuk.Bu mümkün mü ki?"Diye sordu şaşkınlıkla Atakenro.

"Buna bilgeliğim yetmeyebilir.Fakat yeni bir devşirme ırkın temelleri atıldı gibime geliyor...Necro-elf diye adlandırmamda bir sakınca görmüyorum..."

"Gelecekle ilgili büyük endişelerim vardı.Artık iyice sarpa sardı..."

"Yersiz bir endişe içerisindesiniz efendim.Bu çocuk bizim kurtarıcımız olacak.KARA MESİH!!!"Diye çığlık attı Mordemar.

Bu sözden sonra Atakenro ve Alrael yaşlı kahinin delirdiğini düşündüler.Çadırdan bir hışımla çıkıp taht odasının yolunu tuttular...


------------------------------------------------------

SİLVAN DİYARI, KARA KULE CİVARLARI

Toprak tüm çoraklığıyla uzanmaktaydı.KAranlık bulutlar onu doğduğunda beri rahatsız ediyordu.Yere eğildi ve amaçsızca farenin boynunu kırdı...Ustası Zoromund, onun bu hareketini gülümseyerek karşıladı.Babası İsander'e layık bir evlat diye içinden geçirdi Zoromund.Ah bir de annesi ile pek haşır neşir olmasa...Ne kadar da zalim biri olacaktı.


"Usta Zoromund.Size göstermek istediğim bir şey var."Dedi elindeki ölü fareyi tutarak.Zoromund kafasını tamam anlamında salladı.Çocuk gözlerini kapattı ve ölü fareye bir-iki el hareketi yaptı.Fare önce titredi, daha sonra can bulup elinden yere atladı.Hayretler içinde izleyen Zoromund buna çok şaşırmıştı.Hiç yaşayan ölü şifacılık sanatını beceremezdi fakat bu çocuk şifacılıktan da öte yeniden canlandırma yeteneğine sahipti.Hem de herhangi bir araç gereç yardımı almadan...

"Niye bana kötü bakıyorsunuz ustam?"Dedi çocuk.Anlam verememişti ustasının bu tavrına.

"Babanla derhal konuşup eğitimin hakkında radikal kararlar alacağım."Diyen Zoromund hiç bekletmeden kara kuleye doğru yöneldi...


En son Maurice Diablotine tarafından Salı Mayıs 04, 2010 3:57 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Freja Lynxie
Ravenclaw 5. Sınıf
Ravenclaw 5. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : Ceys. Ahaha. Regi'den sonra doğru yolu bulan genç işte. asdf.
Kan durumu : Tavuk kanı.
Mesaj Sayısı : 821
Kayıt tarihi : 28/02/10

MesajKonu: Geri: Kara Mesih   Paz Mayıs 02, 2010 6:30 pm

Bu şekilde çok göz yoruyor düzenlersen iyi olur. (:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maurice Diablotine
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Erkek Kan durumu : Melez
Mesaj Sayısı : 18
Kayıt tarihi : 28/04/10

MesajKonu: Geri: Kara Mesih   Salı Mayıs 04, 2010 2:30 pm

Fazla renk kullanımıyla alakalı bir sorun mu? Açık olursan sevinirim.^^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brenda Stormrage
Hufflepuff 5. Sınıf & Bina Başkanı & Takım Kaptanı
 Hufflepuff 5. Sınıf & Bina Başkanı & Takım Kaptanı
avatar

Kadın Rp Partneri : İan Joseph Somerhalder (L)
Kan durumu : Safkan..
Mesaj Sayısı : 510
Kayıt tarihi : 19/12/09
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Kara Mesih   Salı Mayıs 04, 2010 2:53 pm

Fazla renk kullanımıyla ilgili değil.Parlak ve yorucu renkler okuma da zorluğa sebep olmakta.Beyaz renk yerine gri kullanırsan daha iyi olur.Hem rp uzun hem renkler yorucu.Freja'ya da yazık yani değil mi? (:
Kontrast renkleri kullanmanda işe yarayabilir ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Luciana De Felice
KSKS Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu & Kara Giyen
KSKS Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu & Kara Giyen
avatar

Kadın Özel yetenek : Metamorfmagus & Zihinbend
Rp Partneri : Yalnız çalışırım.
Kan durumu : Safkan
Mesaj Sayısı : 633
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: Kara Mesih   Salı Mayıs 04, 2010 2:54 pm

Hmm açıklayayım. Zemin her zaman koyu olmalıdır ( yani konuşmanın dışındakiler) Gri gibi. Konuşmalarsa göze batacak şekildeki bir renk ile yazılmalıdır. Pembe-Sarı- açık yeşil- beyaz gibi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maurice Diablotine
Esrar Dairesi Başkanı
Esrar Dairesi Başkanı
avatar

Erkek Kan durumu : Melez
Mesaj Sayısı : 18
Kayıt tarihi : 28/04/10

MesajKonu: Geri: Kara Mesih   Salı Mayıs 04, 2010 3:57 pm

Umarım becerebilmişimdir. :/
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Freja Lynxie
Ravenclaw 5. Sınıf
Ravenclaw 5. Sınıf
avatar

Kadın Rp Partneri : Ceys. Ahaha. Regi'den sonra doğru yolu bulan genç işte. asdf.
Kan durumu : Tavuk kanı.
Mesaj Sayısı : 821
Kayıt tarihi : 28/02/10

MesajKonu: Geri: Kara Mesih   Salı Mayıs 04, 2010 4:07 pm

Evet iyi. Okudum hikaye tadında olduğunu düşünürsek oldukça güzel.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kara Mesih   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kara Mesih
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Holdric Legend :: Rp ye başlamadan önce :: Rpg Dershanesi :: Örnek Rpgler-
Buraya geçin: